İnsan, Varlık Âleminin En Yüce Varlığıdır

İnsan, varlık âleminde en üstün varlık olarak kabul edilmektedir. Bu durum, çeşitli özellikleriyle desteklenmektedir.

İnsan, varlık âleminde en üst düzeyde yer alan varlık olarak kabul edilmektedir. Bu görüş, insanın yaratılışıyla ilgili kutsal metinlerdeki ayet ve hadislerden kaynaklanmaktadır. İnsanlığın üstünlüğünün temelinde yatan bazı özellikler şunlardır: ilahi bir ruha sahip olması, meleklerin ona secde etmesi ve yaratılışın özünü temsil eden Hz. Muhammed’in (s.a.a) bir insan olmasıdır.

Felsefi açıdan bakıldığında, insanın üstünde bir varlığın yaratılması mümkün olsa da, yukarıda belirtilen özellikler nedeniyle bunun gerçekleşmesi oldukça düşük bir ihtimaldir. Bu konuyu daha iyi anlamak için birkaç önemli noktaya değinmek faydalı olacaktır.

İlk olarak, insanın evrendeki tüm varlıklar hakkında tam bilgiye sahip olmadığı gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak insan, vahiy, peygamberler (a.s) ve masum imamların (a.s) rehberliği sayesinde varlıkların konumu ve insanın yeri hakkında bilgi edinebilir. Bu bağlamda, Abdullah b. Sinan’ın İmam Sâdık’a (a.s) yönelttiği bir soru önemlidir: ‘Melekler mi daha üstündür yoksa Âdemoğulları mı?’ İmam, Hz. Ali’nin (a.s) şu sözünü aktarır: ‘Allah meleklere şehvetsiz akıl vermiştir, hayvanlara ise akılsız şehvet. İnsana ise aklın yanı sıra şehvet de verilmiştir. Eğer insanın aklı, şehvetine galip gelirse meleklerden daha üstündür; ancak şehveti aklını aşarsa hayvandan daha aşağıdır.’

İkincisi, insanın yeryüzündeki tüm varlıkların en üstünü olduğuna dair inancımız, kutsal metinlerden kaynaklanmaktadır. Bu üstünlüğün nedenleri arasında insanın ilahi bir ruha sahip olması, meleklerin ona secde etmesi ve yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılması gibi özellikler bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de, ‘Onun yaratılışını tamamlayıp kemale getirerek ruhumdan üfürünce…’ ifadesiyle insanın ilahi ruhu vurgulanmaktadır.

Meleklerin insan için secde etmesi, ‘Hani meleklere Âdem’e secde edin demiştik… bütün melekler secde etmişlerdi…’ ayetiyle belirtilmiştir. Ayrıca, insanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olması, onu diğer varlıklardan ayıran önemli bir özelliktir. ‘Hani rabbin meleklere, ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım demişti…’ ayeti bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

İnsanın yaratılışın asıl hedefi olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer varlıkların yaratılışı, insanın faydalanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. ‘Göklerde ve yeryüzünde ne varsa ram etmiştir size…’ ve ‘Ey Ademoğlu! Varlıkları senin için yarattım, seni de kendim için.’ ifadeleri bu gerçeği pekiştirmektedir. Bu durum, insanın en alt mertebeden en yüksek mertebeye, yani rüşd mertebesine ulaşma potansiyeline sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Son olarak, yaratılışın özünü temsil eden Hz. Muhammed’in (s.a.a) insan oluşu, insanın diğer varlıklardan üstün olduğunu gösteren en güçlü delildir. Allah Teâlâ, Bakara Sûresi’nde meleklerle konuşmasını aktarırken Âdem’in (a.s) yaratılış nedenine şöyle değinmektedir: ‘Hani rabbin meleklere, ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım demişti…’ Halife, Arapça’da ‘kendisinin üstünde kimsenin olmadığı imam’ anlamına gelir. Bu nedenle, Allah-u Teâlâ, insana bu unvanı vererek onun yeteneklerini diğer varlıklardan üstün kılmıştır. Eğer Yüce Allah, Âdem’den daha üstün bir varlık yaratmak isteseydi, insanın bu halifelik makamından azledilmesi gerekirdi.

Ayrıca, insanlık içinde yaratılışın özü ve varlık âleminin zirvesi olan Hz. Muhammed (s.a.a) ve masum imamlar (a.s) bulunmaktadır. Bu nedenle, Allah’ın insandan daha üstün bir varlık yaratma olasılığı oldukça düşüktür.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu