Mimar Işıl Yıldız: Kent Tasarımına Odaklanmalıyız

Mimar Işıl Yıldız, Türkiye’de kentsel dönüşümde bina yenilemek yerine kent tasarımına odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Mimar ve büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleri uzmanı Işıl Yıldız, Türkiye’deki kentsel dönüşüm anlayışının yalnızca yapı güvenliği ekseninde değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu ifade etti. Yıldız, gelecekteki şehirlerin yalnızca güvenli değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik değer ve kültürel mirasın korunması gibi unsurları da içeren yaşam sistemleri olarak tasarlanması gerektiğini belirtti. Karmaşık kentsel yapılar içinde çok işlevli yaşam alanlarının oluşturulması, enerji tasarrufu stratejileri, sismik dayanıklılık odaklı yenileme modelleri ve tarihi dokuların korunmasına yönelik projelerin önemine vurgu yaptı.

Yıldız, 21. yüzyılın kentsel dönüşüm anlayışının sadece bina yenilemekle sınırlı kalmaması gerektiğini, bunun yanı sıra enerji tüketimini azaltan, afetlere dayanıklı ve ekonomik değer yaratan yaşam alanları oluşturulmasını gerektirdiğini söyledi. Türkiye’de kentsel dönüşümün yalnızca yapı güvenliği üzerine odaklanmasının yetersiz olduğunu belirten Yıldız, deprem dayanıklılığı, enerji performansı, karbon ve kaynak verimliliği ile kültürel mirasın korunmasını bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşımın acil olarak gerekli olduğunu vurguladı.

Birçok bölgede binaların yenilendiğini ancak trafik yoğunluğu, otopark eksikliği, yeşil alan yetersizliği ve sosyal donatı ihtiyacının devam ettiğini dile getiren Yıldız, dönüşümün ulaşım, altyapı, ekonomi, çevre ve sosyal yaşamın entegre bir şekilde ele alındığı bir süreç olması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Yeni Kentsel Gündem yaklaşımının, kentlerin sadece fiziksel olarak yenilenmesini değil, aynı zamanda daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve yaşanabilir hale getirilmesini hedeflediğini hatırlattı.

Japonya’daki Grand Green Osaka projesinin yeni nesil kentsel dönüşümün başarılı örneklerinden biri olduğunu belirten Yıldız, bu projenin eski bir sanayi alanının yeşil odaklı karma yaşam alanına dönüştürüldüğünü ve 2020’de başladığını, 2027’de tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Türkiye’de de özellikle deprem riski yüksek olan şehirlerde benzer dönüşüm modellerinin uygulanmasının önemine dikkat çekti. İstanbul’un yoğun yapılaşmış bölgelerine de değinen Yıldız, Beşiktaş ve Kadıköy’ün, güçlü kültürel hafızaları ve mahalle kültürü ile bütüncül, mahalle ölçeğinde dönüşüm için kritik uygulama alanları olduğunu vurguladı.

Yıldız, deprem güvenliğini mahalle ölçeğinde ele alan kentsel yenilenme modellerinin sadece yapı stokunu değil, açık alan sistemlerini, afet lojistiğini, ulaşım ağlarını ve kamusal yaşam kapasitesini de birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Dönüşümün parsel bazında değil, mahalle ölçeğinde planlanması gerektiğini ifade eden Yıldız, deprem güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra yeni parklar, meydanlar, afet toplanma alanları ve kamusal yaşam alanlarının da oluşturulması gerektiğini söyledi.

Mevcut yapı yoğunluğunu tamamen azaltmak yerine, yapılaşmanın dengeli bir şekilde yeniden dağıtılabileceğine dikkat çeken Yıldız, bazı alanlarda ilave yapı hakkı oluşturulurken, diğer bölgelerde yoğunluğun azaltılmasıyla mahalle içinde nefes alabilecek açık alanlar kazanılabileceğini belirtti. Bu sayede hem yaşam kalitesinin hem de afet dayanıklılığının artırılabileceğini ifade eden Yıldız, geleceğin şehirlerinde başarının, kaç bina yenilendiğiyle değil, kaç mahallenin daha yaşanabilir, dirençli ve kimlik sahibi hale getirildiğiyle ölçüleceğini vurguladı. Türkiye’nin artık bina yenilemekten kent tasarlamaya geçmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu