Bergusi: Batı Şeria 1948’den Bu Yana En Tehlikeli Dönemde

Bergusi, Batı Şeria’nın 1948’den bu yana en kritik aşamaya geçtiğini vurguladı ve İsrail’in planlarını eleştirdi.

Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, işgal altındaki Batı Şeria’nın 1948 yılından bu yana en kritik dönemini yaşadığını ifade etti. AA’ya verdiği röportajda, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşmaları’nın artık geçerliliğini yitirdiğini belirten Bergusi, İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etme ve Filistinlileri göçe zorlamaya yönelik planlarını hayata geçirmek için yerleşimcileri öncü güç olarak kullandığını vurguladı.

Nablus’un güneyinde bulunan Kusra beldesindeki ablukayı hatırlatan Bergusi, buradaki saldırıların ve ablukaların, Filistin topraklarını işgal eden İsrailliler ile İsrail ordusunun işbirliğinin bir sonucu olduğunu dile getirdi. Kusra’da yaşananların, 1948’den bu yana Filistin’in karşılaştığı en tehlikeli durumlar arasında yer aldığını vurguladı.

Bergusi, İsrail’in Batı Şeria’nın tamamını Yahudileştirme çabalarının arttığını belirterek, yerleşim birimlerinde güvenlik yetkilerinin ordudan polise devredilmesinin, bölgedeki durum açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Bu durumun, Batı Şeria’nın Filistin topraklarını işgal eden İsraillilere teslim edilmesi anlamına geldiğini savundu.

Bergusi, İsrail’in bu süreçte sömürgecileri ve terörist yerleşimcileri öncü güç olarak kullandığını, bunun da 1948’deki Nekbe’ye benzer bir etnik temizlik anlamına geldiğini söyledi. O dönemde Siyonist çeteler tarafından uygulanan yöntemlerin, günümüzde terörist gruplar tarafından tekrar kullanıldığını dile getirdi.

Filistin topraklarını işgal eden İsraillilerin, 9 Ağustos’tan bu yana Kusra’daki üç Filistinli aileyi evlerine giden yolları kapatarak kuşatma altında tuttuğunu belirten Bergusi, ailelerin evlerini terk etmeye zorlanması ve evlerine el konulmasından endişe duyulduğunu ifade etti.

Bergusi, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, işgal altındaki topraklardaki yerleşim birimlerinin güvenlik yetkilerinin polise devredilmesi yönündeki açıklamasını, Batı Şeria’daki en tehlikeli gelişmelerden biri olarak değerlendirdi. Bu kararın, Batı Şeria’nın aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in kontrolüne geçmesi anlamına geldiğini savundu.

Fanatik İsraillilerin toplumun tüm kesimlerine sızdığını belirten Bergusi, İsrail ordusunun yerleşimciler üzerinde herhangi bir baskı uygulamaktan kaçındığını ifade etti. Kusra’daki durumun, evlerin kuşatma altında tutulması ve temel ihtiyaçların engellenmesiyle daha da kötüleştiğini kaydetti.

Bergusi, ABD’nin tutumunu da eleştirerek, barışa önem verdiğini iddia eden ABD’nin, İsrail’i gerçek anlamda kınamadığını ve yalnızca belirli bir ABD vatandaşının korunmasının ötesinde tüm Filistinlilerin korunma hakkının gözetilmesi gerektiğini vurguladı. Filistinlilerin topraklarında kalabilmeleri için uluslararası hukukun ihlaline karşı cezai tedbirlerin uygulanması gerektiğini ifade etti.

Filistin içindeki duruma dair değerlendirmelerde bulunan Bergusi, resmi kurumların ve Filistinli grupların ulusal birlik yönünde hareket etmesi gerektiğini belirtti. Mevcut durumun, Filistin siyasi sürecinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirdiğini ifade eden Bergusi, Oslo Anlaşması’ndan vazgeçmenin önemine dikkat çekti.

Bergusi, Filistinlilerin direnişinin desteklenmesi gerektiğini ve bu direnişin, bölgede yaşayan Filistinlilerin sayısının İsrailli Yahudilerden fazla olmasını sağladığını belirterek, bunun İsrail’in planlarının başarısızlığa uğratılmasında temel bir etken olduğunu söyledi. Ancak bu direnişin uluslararası destekle güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Son olarak, Bergusi, Filistinlilerin topraklarında kalabilmesi için birleşik bir strateji oluşturulması çağrısında bulundu. Mevcut aşamanın, Nekbe’yi önleme aşaması olduğunu vurgulayarak, tüm Filistin halkını ulusal bir liderlik oluşturma yönünde çalışmaya davet etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu