Kassam Tugayları’ndan Ebu Ubeyde: Garantörler Neredesiniz?
Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Türkiye, Mısır ve Katar’a seslenerek garantörlük rollerini sorguladı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Kassam Tugayları, liderlerine yönelik suikastların ardından dikkat çekici bir açıklama yaptı. Sözcü Ebu Ubeyde, Gazze’de yaşanan katliamlar ve ateşkes ihlalleri hakkında arabuluculara ve İslam dünyasına seslendi. Ebu Ubeyde, İsrail’in suikastlarla direnişi zayıflatamayacağını belirterek, “Düşman bedelini ağır ve eksiksiz bir şekilde ödeyene kadar hesap pusulası açık kalacaktır” dedi.
Ebu Ubeyde, Gazze Şeridi’nde sivillere yönelik sürekli katliamların ve işgalcinin yükümlülüklerinden kaçmasının, garantör devletleri büyük bir sorumlulukla yüz yüze bıraktığını ifade etti. “ABD dışındaki arabuluculara” hitap eden Ebu Ubeyde, Türkiye, Mısır ve Katar’a şu soruları yöneltti: “Neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede?”
“Neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede? ABD dışındaki arabuluculara ve ümmetimizin evlatlarına sesleniyoruz: Kurban ile celladı bir tutmayın. Gazze’deki kardeşlerinizin yanında tarihe geçecek onurlu bir duruş sergileyin.”
Ebu Ubeyde’nin açıklamasının tamamı şu şekilde:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz. Eğer siz bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da benzeri bir yara almıştı. İşte biz, o günleri insanlar arasında çevirir dururuz. (Bu,) Allah’ın iman edenleri bilmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez. Ve (yine bu,) Allah’ın iman edenleri arındırması ve kâfirleri yok etmesi içindir.” (Âl-i İmrân Suresi, 139-141)
Âlemlerin Rabbi, mücahit kullarının yardımcısı, kâfirleri ve müşrikleri zelil kılan, bizleri cihatla şereflendiren ve aramızdan şehitleri seçen Allah’a hamdolsun. Safların en önünde yer alan, şehadeti en muhtemel yerlerde arayan ve “İsterdim ki Allah yolunda savaşayım da öldürüleyim, sonra tekrar savaşayım öldürüleyim, sonra tekrar savaşayım öldürüleyim” diyen Mücahit Şehit Peygamberimiz’e salât ve selâm olsun.
Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te, 1948 topraklarında ve diasporadaki fedakâr Filistin halkımız! Arap ve İslam ümmetimizin kitleleri! Direniş cephelerindeki kan ve silah kardeşlerimiz! Dünyanın bütün özgürleri! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Düşman Yanlış Hesap Yaptı
Sağduyu ve temiz fıtrat sahibi herkesin gördüğü üzere; ahlaktan tamamen yoksun, savaşta halkların örflerini tanımayan ve anlaşmaların mahremiyetini kabul etmeyen aşağılık bir düşmanla karşı karşıyayız. Düşman, manzarayı yanlış okudu ve bir kez daha yanlış hesap yaptı; esnekliği zayıflık, itidalli duruşu ise geri adım olarak algıladı. Bizim unutmayacağımızı ve affetmeyeceğimizi, düşman bedelini Allah’ın izniyle ağır ve eksiksiz bir şekilde ödeyene kadar hesap defterinin açık kalacağını hesap edemedi.
Korkak düşmanımız, liderlerimize suikast düzenleyerek bizi zayıflatacağını zannediyorsa yanılıyor; zira onların kanları, gemimizi zorlukları aşmak üzere harekete geçiren yakıttır. Bu kanlar; davamızın ve öncülüğümüzün samimiyetinin, halkımızla bütünleştiğimizin ve kendi canımızı onların canından önce feda ettiğimizin en büyük kanıtıdır.
Kendimi mızraklara kalkan ettim… Şüphesiz asil kişi böyle yapar.
Şehadet makamında, yalan anlaşmalara ve aldatıcı mutabakatlara rağmen durmak bilmeyen izzetli Gazze halkından akan kan şelalesinin gölgesinde; halkımızın, ümmetimizin, liderlerimizin ve mücahitlerimizin tüm şehitlerini yâd ediyoruz. Onların temiz ruhlarına ve sabırlı ailelerine selam gönderiyoruz.
Şehit İzzeddin Haddad Hakkında
Burada yakın zamanda şehit olan büyük liderlerimizi anıyor, özellikle Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları Kurmay Başkanı, Büyük Komutan Şehit İzzeddin el-Haddad’ı (Ebu Suheyb) zikrediyoruz. O, cihat yürüyüşüne en başından katılmış, halkımızın direnişinin çeşitli aşamalarına öncülük etmiş, cihat yolunda kademe kademe yükselerek birçok kahramanca operasyonu yönetmiş ve pek çok komuta kademesinde görev almıştır. Bunların en önemlilerinden biri Gazze Tugayı ve Muharebe Silahları Birimi komutanlığıydı. 7 Ekim geçişinin planlanması, hazırlanması ve denetlenmesinde merkezi bir rol üstlendi. Ardından, işgalcinin ağır kayıplar verdiği Kuzey Gazze sektöründeki savunma operasyonlarını yönetti. Son derece hassas bir dönemde, iki büyük komutan Muhammed ed-Dayf ve Muhammed es-Sinvar’ın ardından Kassam Kurmay Heyeti komutanlığına getirildi. Allah ona ailesiyle birlikte şehadet şerefini bahşedip mücahit şehit evlatlarına kavuşturana dek, bu görevi büyük bir bilgelik ve liyakatle yürüttü.
Şehit Muhammed Avde Hakkında
Aynı şekilde Büyük Komutan Şehit Muhammed Avde’yi (Ebu Amr) de yâd ediyoruz. O sessiz ve fedakâr adam, her meydanda bir iz bırakırken gölgede çalışmayı tercih etti. Ümmetin büyük şehidi Ebu Halid ed-Dayf’a çok yakındı. Kassam Tugayları’ndaki askeri üretimin ilk çekirdeği arasında yer aldı. Askeri İstihbarat Birimi’nin komutasına geçmeden önce Kuzey Tugayı’nı, Silahlar ve Muharebe Hizmetleri Birimi’ni yönetti. 7 Ekim geçişinin planlanması ve yönetilmesinde temel bir rol oynadı. “Aksa Tufanı” sırasında, düşmanın ağır darbeler aldığı Kuzey Tugayı’ndaki savunma operasyonlarını sevk ve idare etti. Şehidimiz, mübarek Arefe gününde ailesiyle birlikte hayatını noktalamadan ve en büyük oğluna kavuşmadan önce, Büyük Komutan İzzeddin el-Haddad’ın halefi olarak Kurmay Heyeti komutanlığı yapmış ve yürüyüşünü bu şekilde taçlandırmıştır.
Direnen Filistin halkımız, yüce ümmetimiz, dünyanın özgürleri… Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları olarak, ribat ehlinden olan halkımızın yaşadığı bu gerçeklik karşısında şunları vurguluyoruz:
Geriye Kalan Komutanlardan Korkun
Birincisi: Korkak düşman bilsin ki; Zeyd, Cafer ve İbn Revaha’nın (r.a.) şehadeti, Müslüman komutanların yok oluşunun veya davalarının son bulmasının bir işareti olmamıştır. Aksine, “Allah’ın Çekilmiş Kılıcı”nın (Halid bin Velid) doğuşu olmuştur.
Ey Allah’ın düşmanları, sizi kahredecek şeylerle müjdelenin! Hiçbir şey elde edemediniz. Geriye, sadece sizin için hazırlık yapan komutanlar kaldı. Onlar Kur’an ve Sünnet pınarından beslendiler, büyük şehit komutanların ellerinde yetiştiler, onların ilmini ve bilgeliğini içselleştirdiler. Ribat ve hazırlık meydanlarında büyüdüler, tecrübelerle piştiler ve savaşlarla bilendiler. Bugün karşınıza, kendilerinden öncekilerin yolundan sapmamaya yemin etmiş keskin kılıçlar olarak çıkıyorlar. Allah’ın izniyle onlarda hiçbir sapma ve değişiklik bulamayacaksınız.
İşte tarihimiz, gidin ona sorun ey yeryüzünün en sapkın topluluğu: Liderlerin yokluğu ne zaman gücümüzü kırdı? Hangi zorlu dönemi geçirdik de karşınıza çıkacak adamlarımız olmadı? Bizim Yüce Allah’a olan yürüyüşümüz asla durmayacak ve Resulullah’ın (s.a.v.) kaldırdığı sancak asla yere düşmeyecektir.
Arabulucular Nerede?
İkincisi: Çocuklar, yaşlılar ve kadınlar da dahil olmak üzere halkımıza ve direnişçilerimize yönelik suikast suçları, günlük katliam silsilesi, Gazze Şeridi’nin tanık olduğu tüm yıkımlar, ateşkes anlaşmasının ihlali ve işgalcinin yükümlülüklerinden kaçınması; arabulucuları ve garantörleri hakikat anıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede?
Bizler, ABD dışındaki arabuluculara seslenirken aslında kendi halkımıza ve ümmetimizin evlatlarına sesleniyoruz: Kurban ile celladı bir tutmayın. Gazze’deki kardeşlerinizin yanında tarihe geçecek onurlu bir duruş sergileyin. Bizim düşmanımız, sizin düşmanınız, ümmetimizin düşmanı ve bu dünyadaki her özgür insanın düşmanı olan işgalciyi dizginlemek; onu mazlum ve acılı halkımızdan daha fazla taviz istemeye değil, yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlamak için tüm çabalar birleştirilmelidir.
Savaşa Fiilen Dahil Olun
Üçüncüsü: Bulundukları her yerde ribat halinde olan halkımızın evlatlarına ve tüm Arap-İslam coğrafyalarındaki ümmetimizin mücahitlerine diyoruz ki: Sizler bugün kanın asıl varislerisiniz. Şu anın vazifesi, hak ile batıl arasındaki savaşa fiilen dâhil olmaktır; artık sessiz kalmak veya tarafsız durmak kabul edilemez. Yüce Allah’a ve ardından sizlere olan umudumuz kesintisizdir. Ümmetimizin tüm evlatlarına, bileşenlerine ve güçlerine, farklılıkları bir kenara bırakarak pusulalarını ümmetin bir numaralı düşmanına doğru düzeltmeleri çağrımızı yineliyoruz.
Birkaç gün önce Rabbinin çağrısına icabet ederek Arafat dağında tek bir vücut halinde duran ümmete yakışan, mazlum evlatlarına yardım etmek için o dağın zirvesine çıkmaktır. Kur’an’da buyrulduğu gibi: “Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” (Enfâl Suresi, 72)
Düşmanınız; basit silahlarıyla onu zillete düşüren Gazze savaşçılarının önünde, işgal altındaki Batı Şeria’da aracıyla onları yere seren kahraman mücahit Emced en-Netşe’nin önünde, Filistin sınırlarında askerlerine saldıran özgürlerin önünde, Siyonist düşmana acıları tattıran tüm direniş güçlerinin önünde ve kahraman evlatlarının destanlar yazdığı izzetli Lübnan’ın önünde zayıflığını göstermiştir. Filistin’in yanında duran ve ona destek veren herkese selam olsun. Korkakların gözleri uyku görmesin.
Son olarak…
Ey fedakâr Gazze halkı… Ey Gazze’nin sabırlı kadınları… Ey yaşlıları, gençleri ve çocukları… Ey şehit aileleri ve fedakârlığın sembolü olanlar…
Sözlerinizi takip ettik, sloganlarınızı dinledik, şehit liderleri uğurlarken oluşturduğunuz o mahşeri kalabalıkları gördük. Bu kana, bu kararlılığa ve bu fedakârlıklara ihanet etmek bize haramdır. Önce Rabbinize, sonra kendinize ve direnişinize güvenin. Bizler, liderlerimizin uğruna can verdiği ve sizin de uğruna fedakârlıklar yaptığınız bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Sizlere ve mücahit evlatlarınızı bağrınıza basmanıza sadık kalacağız. Bu fedakârlıklar ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın izniyle apaçık bir fetih verecektir. Zira her karanlık gecenin ardından muhakkak bir fecir, bir zafer ve bir güçlenme (temkin) gelir. Şair ne güzel söylemiştir:
Nice ıssızlık ve korku vardır ki ardından huzur gelir,
Ve nice karanlık vardır ki ondan aydınlık alınır.
Hiçbir savaşta, umutsuzluğa düştükten sonra insanların kalbinde yeniden yeşeren umuttan daha keskin bir kılıç yoktur.
“Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf Suresi, 21)
Şüphesiz ki bu bir cihattır; ya zafer ya şehadet…
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.




