ABD Yemen savaşını Suudi Arabistan’a baskı için mi kullanıyor?
ABD Yemen savaşı üzerinden Suudi Arabistan’ı İsrail’le normalleşmeye zorlamış olabilir mi? Riyad-Washington gerilimi ve bölgesel hesaplar tartışılıyor.
Yemen’de Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar devam ederken, Husilerin krallığın iç kesimlerindeki hedeflere füze saldırıları düzenlemesi ve Yemen’deki nüfuz alanını genişletmesi Riyad üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşın ABD, Washington ile Suudi Arabistan arasında bir süredir biriken anlaşmazlıklara rağmen Husilere karşı doğrudan askeri müdahalede bulunmaktan kaçınıyor.
Riyad yönetimi, Washington’dan Husilere yönelik saldırılar gerçekleştirmesini istedi. Ancak Donald Trump yönetimi bu talebi kabul etmedi. ABD’nin müdahale edeceği bir dönemde uçaklara Husi hedeflerini vurmak üzere mühimmat yüklendiği, fakat Trump’ın son aşamada operasyondan vazgeçtiği aktarıldı.
Sana Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Maysaa Shujaa Al-Deen, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin karşılıklı hayal kırıklıklarıyla şekillendiğini söyledi. Al-Deen’e göre Washington, Riyad’ın İran’a karşı mücadelede yeterli destek vermediğini düşünüyor. Suudi Arabistan ise ABD’nin 2018’den itibaren Yemen savaşında kendisini yalnız bıraktığı kanaatinde.
Al-Deen, ABD’nin İran’la devam eden gerilimi ve yaklaşan Kongre ara seçimleri nedeniyle Yemen’e askeri müdahalenin Washington açısından siyasi bakımdan elverişsiz olabileceğini belirtti.
Riyad son yıllarda savunma alanında ABD’ye bağımlılığını azaltmak ve dış ilişkilerini çeşitlendirmek için adımlar attı. Suudi Arabistan, 2023’te Çin’in arabuluculuğunda İran’la anlaşmaya vardı. Bu uzlaşının, Yemen’de 2022’de başlayan ateşkesin güçlenmesine katkı sunduğu değerlendirildi.
Suudi Arabistan ayrıca geçen ağustos ayında Pakistan ve Türkiye ile Mekke Savunma Anlaşması’nı imzaladı. Ancak söz konusu girişimin Husilere karşı yürütülen mücadelede Riyad’a şu ana kadar somut bir avantaj sağladığı görülmedi.
Normalleşme iddiaları gündemde
Gazze’de savaşın Ekim 2023’te başlamasından önce İsrail’le anlaşmaya yakın olduğu ileri sürülen Suudi Arabistan, buna rağmen Tel Aviv’le diplomatik normalleşme adımı atmadı. Yemen’de yaşanan askeri sorunlar ise ABD ve İsrail’in Riyad’ı İbrahim Anlaşmaları’na katılmaya zorlamak için çatışmayı bir baskı aracı olarak kullanıp kullanmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Al-Deen, Amerikalıların Suudi Arabistan’ı İbrahim Anlaşmaları’na katılmaya ikna etmek amacıyla desteği geciktirerek baskı kuruyor olabileceğini ifade etti. Araştırmacıya göre Washington, İsrail’le normalleşme konusunda daha fazla taviz elde edene kadar Riyad’a vereceği desteği sınırlayabilir; böyle bir gelişmeden İsrail’in yarar sağlayacağı değerlendiriliyor.
Al-Deen, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının İsrail’in bölgesel konumunu güçlendirdiğini de söyledi. Ona göre İran, Arap komşularını İsrail’e kıyasla daha kolay hedef olarak görüyor ve bu durum bazı Arap ülkelerinin İsrail’i ortak tehditlere karşı bölgesel bir müttefik olarak değerlendirmesine yol açıyor. ABD’nin ise gerektiğinde bölgeden çekilebileceği düşüncesi, Tel Aviv’e yönelik algıyı farklılaştırıyor.
İsrail daha önce, Husilerin Kızıldeniz’de İsrail bağlantılı gemilere saldırması ve İsrail kentlerine roket fırlatmasının ardından Yemen’deki Husi hedeflerini bombalamıştı. Husiler, saldırılarını Gazze’deki Filistinlilerle dayanışma amacıyla gerçekleştirdiklerini açıklamıştı.
İsrail geçen hafta, Husilere karşı yürütülecek daha kapsamlı bir kampanya kapsamında Körfez ülkelerine destek vermeye hazır olduğu mesajını verdi. Ancak İsrail’in Suudi Arabistan’a sunulabilecek yardımı normalleşme süreciyle ilişkilendirdiği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti.
İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesine göre, bazı İsrailli yetkililer ve kaynaklar, Suudi Arabistan’ın Husiler karşısında yaşadığı başarısızlıkların Riyad’ın normalleşme konusundaki tutumunu değiştirebileceğine inanıyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, bölgedeki tırmanışın İbrahim Anlaşmaları’na katılımı teşvik edebileceğini savundu.
Aynı kaynaklar, Suudi Arabistan’ın son dönemde geliştirdiği ilişkiler ve ittifakların Husi tehdidini etkisizleştirmekte yetersiz kaldığı sonucuna varması halinde İsrail’e yönelebileceğini ileri sürdü.
ABD’deki İsrail yanlısı bazı yorumcular da Riyad’ın mevcut durumunu Suudi Arabistan’ın İsrail’le normalleşmeyi reddetmesine bağladı. The American Conservative’ın aktardığına göre Commentary dergisinin editörü John Podhoretz, bir podcast yayınında Washington’ın Suudi Arabistan’a destek vermemesini Muhammed bin Selman’a ders verme politikası olarak yorumladı ve Husilerin Suudi petrol altyapısına yönelik tehdidini normalleşme çağrısıyla ilişkilendirdi.




