Kadınların Kalp Krizi Farkındalığı Neden Düşük?
Kadınların kalp krizi belirtilerini tanıma konusundaki eksiklikleri ve risk faktörleri üzerine uzman görüşleri.
Kalp krizi konusunda kadınların farkındalığı, erkeklere kıyasla oldukça düşük. Erkekler, en ufak bir göğüs ağrısında hastaneye başvururken, kadınlar bu durumu genellikle göz ardı ediyor ve belirtileri başka sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriyorlar. Uzmanlar, kalp hastalıklarının uzun yıllar boyunca erkeklere özgü bir sorun olarak algılandığını, ancak menopoz döneminde östrojen seviyesinin düşmesiyle birlikte kadınların da erkeklerle aynı risk altında olduğunu vurguluyorlar.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kadınlarda koroner kalp hastalığının en önemli ölüm nedeni olduğunu belirterek, kadın kalbinin farklı hastalandığını ve bu nedenle belirtilerin de farklı yorumlanması gerektiğini ifade ediyor. Sönmez, kadınların kalp sağlığına ayırdığı zamanın, ailelerine yıllar kazandırabileceğini vurguluyor.
Korunmanın temelinin riskleri erken tanımak olduğunu belirten uzmanlar, kadınların düzenli olarak tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümlerini yaptırmaları, sigara içmemeleri, düzenli egzersiz yapmaları ve sağlıklı beslenmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, gebelik ve menopoz öykülerinin kalp muayenesinde mutlaka paylaşılması gerektiği de önemli bir nokta.
Kadınların maruz kaldığı stres türleri, erkeklerden farklılık gösteriyor. Aileye bakma sorumluluğu, ekonomik belirsizlikler ve çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimler, kadınların kardiyovasküler sağlıklarını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle, uluslararası kardiyoloji literatürü, bu faktörlerin koroner kalp hastalığı için dikkate alınması gereken risk faktörleri arasında sayıldığını belirtiyor.
Stresin kadın kalbinde daha fazla iz bıraktığına dikkat çeken uzmanlar, kaygı ve depresyonun kadınlarda daha sık görüldüğünü ve koroner hastalıkla daha güçlü bir ilişki kurduğunu ifade ediyor. Özellikle genç kadınlarda depresyon, kalp krizi riskini artıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de sağlık hizmetleri genellikle kadınların sorumluluğunda. Eşinin, çocuğunun veya yaşlı ebeveynlerinin sağlık sorunlarına öncelik veren kadınlar, kendi sağlıklarını ihmal etme eğiliminde. Kalp krizi geçiren kadınların hastaneye başvuru süreleri, belirtilerin yanlış yorumlanması nedeniyle genellikle daha uzun oluyor. Ayrıca, kardiyak rehabilitasyon programlarına katılım oranları da düşük; bu durum, kadınların kendilerini ikinci planda görmelerinden kaynaklanıyor.
Kalp krizi denildiğinde akla gelen görüntü genellikle orta yaşlı bir erkeğe ait. Ancak, koroner kalp hastalığı kadınlarda daha geç ortaya çıkıyor. Kadınların damar yapısı ve hormonları, erkeklerden farklılık gösteriyor. Örneğin, diyabet, kadınların koroner riskini erkeklere göre daha fazla artırabiliyor.
Kadınların büyük çoğunluğu kalp krizini göğüs ağrısıyla yaşıyor. Yapılan araştırmalara göre, kadınların %87’si göğüs ağrısı yaşarken, erkeklerde bu oran %89,5’tir. Dolayısıyla, kadınlarda göğüs ağrısının olmadığı düşüncesi yanlıştır ve bu durum, kadınların belirtilerini ciddiye almamalarına yol açarak tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kadınlarda göğüs ağrısına genellikle nefes darlığı, bulantı, sırt, omuz ve çene ağrısı gibi belirtiler eşlik eder. Ancak bu belirtiler, kadınlar tarafından daha çok stres veya başka sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilir. Bu durum, tanıda gecikmelere neden olmaktadır. Güncel kardiyoloji kılavuzları, bu nedenle “tipik” ve “atipik” ağrı ayrımını terk ederek, “kardiyak”, “olası kardiyak” ve “kardiyak olmayan” sınıflandırmasını öneriyor.
Kadınların damarları, erkeklerin damarlarından farklı hastalanıyor. Erkeklerde koroner kalp hastalığı genellikle büyük damarlarda kireçlenme şeklinde ortaya çıkarken, kadınlarda mikrodamar hastalığı daha yaygındır. Ayrıca, spontane koroner arter diseksiyonu gibi durumlar da genellikle kadınlarda görülmektedir. Bu nedenle, anjiyografide büyük damarları temiz görünen bir kadına “sende bir şey yok” demeden önce iki kez düşünmek gerekiyor.
Belirtiler yaşandığında zaman kaybetmeden 112’yi aramak önemlidir. 15-20 dakikadan uzun süren göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme gibi belirtiler yaşandığında gecikmemek, kalp kasında kalıcı hasar riskini azaltmak açısından kritik öneme sahiptir.
Son olarak, kadınların sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiği vurgulanıyor. Şikayet olmasa bile yılda bir kez tansiyon, kan şekeri ve kolesterol ölçümlerini yaptırmaları, 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk hesaplaması için gebelik öykülerini paylaşmaları, menopoz döneminde kardiyoloji değerlendirmesi yaptırmaları öneriliyor. Ayrıca, sürekli yorgunluk ve uyku bozuklukları gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği ve gerekirse psikolojik destek alınması gerektiği de belirtiliyor.




