Japon Kazuki Süleyman Kanehara, Türk Arkadaşının Etkisiyle Müslüman Oldu
Japon Kazuki Süleyman Kanehara, Türk arkadaşının etkisiyle Müslüman oldu. İslam’ı kabul etme sürecini ve Kur’an’la olan ilişkisini paylaştı.
Japonya’nın Kyoto kentinde yaşayan 31 yaşındaki Kazuki Süleyman Kanehara, Türk bir arkadaşının etkisiyle Müslüman olma kararı aldığını belirtti. “Kur’an, gelmiş geçmiş en güzel ve en mükemmel kitaptır. İslam’a yeni adım atan veya bu dine ilgi duyanlara her zaman Kur’an okumalarını tavsiye ederim. Elhamdülillah, ben de Müslüman olma kararımı Kur’an okuyarak verdim,” ifadelerini kullandı.
Kanehara, yedi yıl önce İslam’ı kabul ettiğini ve kendi ülkesinde bir restoranda Japon mutfağının helal gıda standartlarına uygun lezzetlerini sunduğunu aktardı. Sosyal medya platformlarında İslam ile ilgili içerikler paylaşan Kanehara, İstanbul’daki ziyaretinde Anadolu Ajansı muhabirine Müslüman olma yolculuğunu anlattı.
19 yaşında üniversite eğitimi için Almanya’ya giden Kanehara, burada ilk kez Müslüman arkadaşlarıyla tanıştığını belirtti. Arkadaşlarının kendisine karşı nazik davranışlarının, Müslümanlar hakkında sahip olduğu önyargıları kırdığını ifade etti. “Japonya’da Müslümanlar hakkında edindiğim bilgiler genellikle televizyon ve filmlerden geliyordu. Bu nedenle İslam hakkında tehlikeli bir imaja sahip olmuştum ama ön yargılı değildim,” dedi.
Eğitim sürecinde İsmail adındaki Türk arkadaşı sayesinde İslam’a ilgi duymaya başladığını belirten Kanehara, “İsmail, bana İslam’ı öğretirken çok sabırlıydı ve benim için iyi bir rol model oldu. O, İslam üzerine düşünmeye başlamamı sağladı. Hatalı olduğumda bile bana iyi davrandı ve ağabeyim gibi oldu. İsmail, beni Ramazan adındaki hocasına götürdü. Ramazan hoca, Osmaniye’de yaşıyordu ve onu ziyaret ettiğimizde ailemle birlikte kaldım. İslam’ı öğrenmeye başladım ve Ramazan hocam, daha önce tanışmamış olmama rağmen beni çok iyi karşıladı. Bu durum, beni onların inançlarını ve İslam’ı düşünmeye teşvik etti,” şeklinde konuştu.
Kanehara, Türk misafirperverliğinin kendisini çok etkilediğini vurguladı. İslam hakkında sorularını Ramazan hocasına yönelttiğini, İsmail’in de kendisine tercüme ettiğini belirtti. Bu süreç 1-2 yıl boyunca devam etti. Bir noktada Allah’ın varlığından emin olduğunu ancak başka bir dini değil de İslam’ı seçmeye hazır olup olmadığından emin olamadığını ifade etti. Kendi araştırmalarını yaptıktan sonra Kur’an-ı Kerim’i okumaya başladığını ve bu süreçte her şeyin hızla değiştiğini aktardı.
Kanehara, Müslüman olmaya karar verdiğinde bu durumu kimseye söylemediğini, sadece İsmail’den Osmaniye’ye gelmesini ve Ramazan hocasına Müslüman olmaya hazır olduğunu iletmesini istediğini belirtti. Osmaniye’de kelime-i şehadet getirerek Müslüman olduğunu ifade eden Kanehara, “Başka bir yerde de Müslüman olunabileceğini biliyordum, ama Osmaniye’de İsmail ve Ramazan hocamla Müslüman olmayı çok istedim. Zaten domuz eti yemeyi ve alkolü bırakmıştım. Alkolle aram hiç olmamıştı, bu yüzden benim için kolay oldu. Müslüman olmadan önceki ve sonraki hayatımda pek bir şey değişmedi,” dedi.
İslam ile Japon kültürü arasında birçok ortak nokta gördüğünü belirten Kanehara, yaşlılara saygı gibi iletişim tarzlarının benzer olduğunu ifade etti. Ayrıca, öldükten sonra bir hesap günü olacağına ve oraya sadece iyi amellerin götürüleceğine dair inançlarının kendisine güven verdiğini söyledi.
Kanehara, İslam’ı kabul ettikten iki yıl sonra ailesine Müslüman olduğunu açıkladığını ve bu süreçte Süleyman ismini seçtiğini vurguladı. Hz. Süleyman’ın hayatını araştırdığını ve özellikle onun hayvanlarla konuşabilme yeteneğini çok sevdiğini belirtti. Türkiye’de Sultan Süleyman hakkında bilgi sahibi olduktan sonra İstanbul’un büyüklüğüne hayran kaldığını ve Sultanahmet ile Ayasofya’yı çok beğendiğini ifade etti.
Osmaniye’yi ilk gördüğünde burayı artık evi gibi hissettiğini ve Türk mutfağını çok sevdiğini belirten Kanehara, İslam’ı öğrenmek isteyenlere ilk olarak Kur’an-ı Kerim’i okumalarını tavsiye etti. “Kur’an, gelmiş geçmiş en güzel, en mükemmel kitaptır. İslam’a yeni giren veya Müslüman olmayı düşünenlere hep Kur’an okumalarını öneririm. Elhamdülillah, ben de Müslüman olma kararımı Kur’an okuyarak verdim,” dedi.
Kanehara, eşinin de Müslüman olduğunu ve bu süreçte birçok insanın toplandığı bir etkinlik düzenlendiğini belirtti. “Eşim Uşak’ta Müslüman oldu. Ben Müslüman olurken evliydik ama o Müslüman değildi. Türkiye’ye birlikte geldik. Uşak, İsmail’in ve ailesinin memleketi. Orayı ziyaret ettik. Eşimin ihtidası için birçok insan toplandı. Ailemde hepimiz sonradan Müslüman olduk, doğuştan Müslüman yok. Bu nedenle onun için daha fazla sorumluluk taşıyorum. Hayatına İslam’ı getiren ben olduğum için en iyi rol model olmalıyım. Elimden geleni yapıyorum. İki oğlum var, biri üç yaşında diğeri bir yaşında. Onları daha disiplinli yetiştiriyorum,” diyerek sözlerini tamamladı.




