Kemal Karabulut’tan Bakırhan’a sert Alevi mesajı
Kemal Karabulut, Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınlara yönelik sözlerini eleştirdi; Alevilerin hiçbir siyasi partinin yönlendirmesiyle hareket etmeyeceğini söyledi.
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut, Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Karabulut, Alevilerin herhangi bir siyasi liderin veya partinin yönlendirmesiyle hareket etmeyeceğini savundu.
Bakırhan’ın yaklaşımının Alevileri bağımsız bir siyasal özne olarak görmek yerine belirli bir siyasi çizgiye tabi olması gereken bir topluluk şeklinde değerlendirdiğini öne süren Kemal Karabulut, “Aleviler DEM Parti’nin de başka herhangi bir partinin de emir eri değildir” ifadelerini kullandı.
Karabulut, Bakırhan’ın açıklamalarında Alevi aydınların tarihsel hafızasına ve siyasal itirazlarına yanıt vermek yerine onları küçümseyen bir dil kullanıldığını belirtti. Bu üslubun demokrasi anlayışını değil, itaat beklentisini yansıttığını söyleyen Karabulut, Alevileri “sokaktan alınmış” insanlar üzerinden tanımlamanın siyasi kibir olduğunu ifade etti.
Karabulut’a göre tartışmanın merkezinde tarih konusu bulunuyor. Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ittifaka dikkat çeken FDG Başkanı, bu dönemin Alevilerin kolektif hafızasında ağır baskı, takip ve katliamlarla yer aldığını dile getirdi. Çaldıran kıyımı başta olmak üzere yaşananların Aleviler açısından derin yaralar bıraktığını savunan Karabulut, İdris-i Bitlisi’nin de Yavuz’un Alevilere yönelik siyasetinde önemli bir işbirlikçi olduğunu ileri sürdü.
“Alevi aydınlarının bu ittifakı sorgulaması neden Bakırhan’ı bu kadar rahatsız ediyor?” diye soran Kemal Karabulut, meselenin yalnızca 16. yüzyıla ait tarihsel bir tartışma olmadığını belirtti. Karabulut, Yavuz-Bitlisi dönemindeki Sünni siyasi ittifak anlayışıyla Abdullah Öcalan’ın farklı dönemlerde dile getirdiği İslam kardeşliği, İslam çatısı altında ortak yaşam ve Medine Vesikası vurgularının Aleviler açısından sorgulanması gerektiğini savundu.
Öcalan’ın çözüm sürecindeki mesajlarında Türkler ile Kürtler arasındaki tarihsel birlikteliği İslam ortaklığı üzerinden açıkladığını belirten Karabulut, Yavuz-İdris-i Bitlisi modeline Ortadoğu bakımından stratejik bir ittifak örneği olarak yaklaşılmasının da Alevi toplumunda soru işaretlerine yol açtığını söyledi. Karabulut, Bakırhan’ın bu ifadeleri reddetmek veya yumuşatarak kabul ettirmeye çalışmak yerine Alevilerin sorularına açık yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
Karabulut, Alevilerin temel itirazını, “Yüzyıllar önce Alevilerin ezilmesine yol açan Sünni siyasi ittifak modeli bugün yeniden mi üretilmek isteniyor?” sorusuyla dile getirdi. Bu sorgulamanın düşmanlık ya da provokasyon olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Karabulut, bunun Alevilerin doğal ve demokratik hakkı olduğunu vurguladı.
Bakırhan’ın tutumunu da eleştiren Kemal Karabulut, Alevi aydınların itirazlarına “Biz biliriz, siz susun” anlayışıyla karşılık verilmesini asıl sorun olarak değerlendirdi. Alevilerin kendi tarihinden, hafızasından ve siyasal iradesinden koparılmasını kabul etmeyeceklerini söyleyen Karabulut, Alevilerin kazanımlarının herhangi bir siyasi hareketin lütfu olmadığını, bu kazanımlar için ağır bedeller ödendiğini belirtti.
Karabulut, Alevilerden oy isterken onları demokrasi savunucusu olarak görüp itiraz ettiklerinde cahillikle suçlamanın; destek verdiklerinde halk, eleştirdiklerinde ise küçümsenen bir kitle olarak tanımlamanın kabul edilemeyeceğini söyledi. Alevilerin hiçbir siyasi partinin veya siyasi projenin koltuk hesabına araç olmayacağını ifade etti.
FDG Genel Başkanı, Bakırhan ve DEM Parti yönetimine Alevilere tepeden bakmaktan ve Alevi aydınlarını küçümsemekten vazgeçme çağrısı yaptı. Alevilerin kendi adlarına konuşulmasını değil, kendi sözlerini kendilerinin söylemesini istediğini belirten Karabulut, toplumun kimin haklarını savunduğunu, kimin ise yalnızca siyasi çıkarları için Alevilerin desteğini aradığını gördüğünü kaydetti.
Kemal Karabulut açıklamasını, “Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak ve hiçbir siyasal projenin mezhepçi hesaplarına kurban edilmeyecektir. Kendi tarihimize ve mücadelemize biz sahip çıkacağız; sözümüzü de biz söyleyeceğiz” sözleriyle tamamladı.




