Hac Suresi 18. Ayet: Varlıkların Allah’a Secdesi

Hac Suresi 18. ayet, göklerde ve yerde bulunan varlıkların Allah’a boyun eğmesini, insanın ise itaati seçme sorumluluğunu hatırlatıyor.

Hac Suresi 18. ayet, göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkların Allah’a secde ettiğini ve O’nun hükmüne boyun eğdiğini bildirir. Bu secde, yaratılmışların Allah’ın kudreti ve iradesi karşısındaki teslimiyetini ifade eder.

Güneş, ay, yıldızlar, dağlar ve ağaçlar gibi cansız varlıklarla; idrak sahibi olmayan hayvanlar, kendileri için belirlenen yaratılış düzenine uyarak Allah’a itaat eder. Bu teslimiyet, onların gölgelerinin güneşin hareketine bağlı olarak uzayıp kısalması ve yön değiştirmesiyle de açıklanır. Gök cisimlerinin secdesi ise doğuş ve batışlarında Allah’ın emrine uygun biçimde hareket etmeleriyle gerçekleşir.

Kur’an’ın başka bir ayetinde de yaratılmışların gölgelerinin sağa ve sola yönelerek Allah’a boyun eğdiği hatırlatılır. Yedi gök, yer ve bunların arasındaki bütün varlıklar Allah’ı tesbih eder; ancak insanlar bu ortak itaate iradeleriyle katılır.

Hac Suresi 18. ayet üzerinde düşünüldüğünde, insanın bildiği veya bilmediği sayısız varlığın, yıldızın, gezegenin, dağın, ağacın ve hayvanın Allah’a yöneldiği görülür. Bu büyük varlıklar topluluğu ilahî düzene uyarken, insanın bu düzene karşı çıkabilme ihtimali özellikle vurgulanır.

Ayet, insanların bir bölümünün Allah’a secde ettiğini, bir bölümünün ise azabı hak ettiğini bildirir. Böylece insanın diğer yaratılmışlardan farklı olarak tercih ve sorumluluk taşıdığı ortaya konur. Allah’ın alçalttığı kişiye hiç kimse gerçek anlamda onur kazandıramaz; çünkü üstünlük ve izzet ancak Allah’ın verdiği değerle mümkündür.

Zemahşerî, el-Keşşâf tefsirinde ayette geçen secde kavramını varlıkların durumuna göre değerlendirir. Ona göre güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanların secdesi, Allah’ın koyduğu yaratılış kanunlarına zorunlu biçimde uymaları ve O’nun kudretine teslim olmalarıdır. İnsanların secdesi ise iradeyle ve ibadet amacıyla gerçekleştirilen gerçek secdedir.

Zemahşerî ayrıca ayette geçen “insanların birçoğu” ifadesinin ardından yine “birçoğunun üzerine azap hak olmuştur” denilmesine dikkat çeker. Ayet, ikinci grup için doğrudan “secde etmezler” ifadesini kullanmak yerine, itaatsizliğin sonucunu öne çıkarır. Buna göre insanların bir kısmı secde ederken, bir kısmı secdeyi reddettiği için azabı hak eder.

Bu açıklama, ilahî adalet anlayışıyla da ilişkilendirilir. Allah kimseyi sebepsiz yere hor ve hakir kılmaz. İnsanın alçalışı, kendi iradesiyle itaati terk etmesinin, günahı ve inkârı seçmesinin sonucudur. Kendi seçimiyle Allah’a kulluktan uzaklaşan kişi, gerçek izzeti kaybeder; Allah’ın alçalttığı kimseyi de başka hiçbir güç yüceltemez.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu