Türkiye Rüzgar Enerjisinde Küresel Büyümeyi Geride Bıraktı
Türkiye, rüzgar enerjisi kapasitesini artırarak küresel büyüme ortalamasını geçti ve en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer aldı.
Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği’nin raporuna göre, Türkiye, rüzgar enerjisi kurulu gücünü geçen yıl bir önceki yıla göre %15,5 oranında artırarak küresel büyüme ortalamasını geride bıraktı. Bu büyüme ile Türkiye, dünya genelindeki en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer aldı.
Geçen yıl Türkiye, rüzgar enerjisi kapasitesini 2.142 megavat artırarak toplamda 15.000 megavatın üzerine çıktı. Küresel rüzgar enerjisi büyüme oranı ise 2024’te %11,9’dan %14,3’e yükseldi. Türkiye, yıllık %15,5’lik büyüme oranıyla bu ortalamayı aşarak, en büyük 30 pazar arasında büyüme hızı küresel ortalamanın üzerinde olan beş ülkeden biri olmayı başardı.
Diğer ülkeler arasında Vietnam %50,8, Şili %23,9, Çin %23,2 ve Hindistan %13,1 ile Türkiye’nin ardından geldi. Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımlarına büyük önem vererek, güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılına kadar 120.000 megavata çıkarmayı hedefliyor.
Son beş yılın en güçlü büyümesi, dünya genelinde geçen yıl 169.014 megavat kapasitenin devreye alınmasıyla elde edildi ve toplam rüzgar enerjisi kurulu gücü 1.346.866 megavata ulaştı. Küresel rüzgar enerjisi sektörü, yeni kurulumlarda %35 artışla 2020’den bu yana en güçlü büyümeyi kaydetti. Rüzgar enerjisi, küresel elektrik talebinin %11’inden fazlasını karşılayarak yaklaşık 3.000 teravatsaat elektrik üretimi gerçekleştirdi.
Rapora göre, küresel rüzgar enerjisi büyümesinin lokomotifi, tek başına 130.000 megavat kurulum yapan Çin oldu. Çin, dünya pazarındaki yeni kurulumların %77’sini gerçekleştirerek toplam küresel kapasitenin %50’sinden fazlasını elinde bulunduruyor. Hindistan ise 6.300 megavatlık yeni kapasite ekleyerek ABD’yi geride bıraktı ve yeni rüzgar enerjisi kurulumlarında dünyada ikinci en büyük pazar haline geldi. ABD, geçen yıl 6.272 megavat yeni kapasite ekleyerek üçüncü sırada yer aldı. Türkiye, 2.142 megavat yeni rüzgar enerjisi kurulumu ile dünyada yedinci sırada bulunuyor.
Oslo Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Francesco Sassi, dünya genelinde düşük karbonlu enerji çözümlerinin uzun süredir desteklendiğini belirtti. Son yıllarda yenilenebilir enerjiye yatırım yapan ülkelerin avantajlı bir konuma geçtiğini vurgulayan Sassi, bu ülkelerin enerji fiyatlarındaki artıştan daha az etkilendiğini ifade etti. Ancak, küresel gelişmelerin güneş ve rüzgar enerjisi tedarik zincirleri üzerinde risk oluşturduğunu ve fosil yakıtlardan yenilenebilir kaynaklara geçiş sürecinin kolay olmadığını da sözlerine ekledi.
Sassi, enerji geçişinin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda ülkelerin politik tercihleri ve uluslararası ilişkilerle de bağlantılı olduğunu belirterek, uluslararası gerilimlerin ve büyük güçler arasındaki rekabetin hangi enerji kaynağının gelecekte daha fazla kullanılacağını belirleyeceğini dile getirdi.



