Sapıklık İçindeki Kişilerin Akıbeti ve Gerçekler
Sapıklık içinde olanların akıbeti, gerçeklerin ortaya çıkmasıyla anlaşılacak. Kimin yeri kötü, kimin gücü zayıf olacak?
Kur’an’da yer alan bir ayette, sapıklık içinde olanların durumu ele alınmaktadır. Bu ayette, Rahman olan Allah’ın, sapıklık içinde olanlara mühlet verdiği ve kendilerine va’dedilenleri gördüklerinde, kimin daha kötü bir konumda olduğu ve kimin askeri gücünün daha zayıf olduğu anlaşılacaktır. Bu durum, özellikle Allah’ın yasalarını reddeden ve kendi çıkarları doğrultusunda bir yaşam sürdüren kâfirlerin, ahirette kimin üstün, kimin alçak olduğunu anlamalarını sağlayacaktır.
Peygamberimize bu durumu anlatması emredilmiştir; sapıklık içinde olanların, Rahman’ın günlerinin uzunluğunun kendilerine tanındığını bilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu mühlet, onların azgınlıklarını artıracak ve cehenneme gidişlerini hızlandıracaktır. Zira dünya hayatında sağlanan imkanların, bir gün sona ereceği gerçeği, bu geçici durumun gerçek değerini sorgulatmaktadır.
Râzî, bu ayet üzerine yaptığı derinlemesine tahlillerde, Allah’ın mühlet vermesinin iki açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. İlk olarak, bu mühletin bir lütuf değil, azgınlıklarını artıran bir durum olduğunu ifade eder. Dışarıdan bakıldığında bir nimet gibi görünen bu durum, aslında felaketin habercisidir. İkinci olarak, bu ifadenin bir dua değil, bir haber niteliğinde olduğunu ve Allah’ın bu kişilere mühlet vererek akıbetlerinin daha çetin olacağını vurgular.
Râzî, ayrıca ‘Rahman’ isminin burada tercih edilmesine dair önemli bir nokta ortaya koyar. Rahman, dünyada tüm insanlara rızık veren ve merhamet eden bir isimdir. Kâfirler, bu merhameti kendi haklılıklarına delil olarak kullanırken, Râzî, bu durumun en büyük yanılgı olduğunu belirtir. Zira Rahman’ın dünyadaki ihsanı, ahiretteki azabı engellemez.
Ayetin, kâfirlerin yanılgısının ne zaman sona ereceğini ise iki aşamada açıkladığını ifade eder: Ya azap ya da kıyamet. Râzî, insanların hayatları boyunca sahip oldukları güç ve konumlarıyla kendilerini üstün görmelerinin yanıltıcı olduğunu, bela veya ölüm geldiğinde bu güvencelerin hiçbir fayda sağlamayacağını belirtir.
Sonuç olarak, Râzî, bu ayetten hareketle dünya hayatındaki başarının dinin doğruluğuna delil olamayacağını vurgular. Eğer öyle olsaydı, peygamberlerin de sıkıntı çekmemesi gerekirdi. Gerçek, sonuçlarla ölçülmeli ve itibarı başlangıca değil, sona vermek gerektiği sonucuna ulaşır.




