İspanyol teknik direktör için dikkat çeken paradoks

İspanyol teknik direktörler Avrupa’da büyük takımların ve ödüllerin odağında yer alırken, La Liga’nın önde gelen kulüpleri bu profile mesafeli duruyor.

Şampiyonlar Ligi’nde İspanyol kulüplerinin sahne aldığı gün, futbolun dikkat çekici bir çelişkisi de ortaya çıktı. Beş İspanyol takımının başında dört yabancı teknik direktör bulunurken, Altın Top için açıklanan beş aday arasında dört İspanyol teknik adam yer aldı. Bu iki tablo, ülke futbolundaki teknik direktör paradoksunu açıkça gözler önüne serdi. İspanya’daki takımları yöneten yabancı isimler arasında José Mourinho, Hansi Flick, Diego Simeone ve Manuel Pellegrini öne çıkarken, ödül adayları arasında Luis de la Fuente, Luis Enrique, Mikel Arteta ve Unai Emery bulunuyor. İspanyol çalıştırıcılar arasındaki istisna ise Rayo Vallecano’nun teknik direktörü Iñigo Pérez oldu.

De la Fuente, Luis Enrique, Arteta ve Emery’nin ortak noktası, kariyerlerini şu anda La Liga dışında sürdürmeleri. Oysa İspanya’nın en üst liginde teknik direktör koltuklarının çoğunda hâlâ yerli isimler oturuyor; 20 takımın 12’si İspanyol teknik adamlarla çalışıyor. Buna rağmen ligin büyük kulüpleri, çeşitli nedenlerle İspanyol teknik direktör seçeneğine mesafeli yaklaşmayı sürdürüyor.

Real Madrid’de Xabi Alonso ve Arbeloa örnekleri, farklı süreçlerin ardından benzer şekilde sonuçlandı. Barcelona’da ise kazanılan kupalar bile Xavi Hernández’in görevde kalmasına yetmedi ve deneyimli çalıştırıcı kulüpten ayrıldı. Atlético Madrid’in başında görev yapan son İspanyol teknik adamı bulmak içinse uzun yıllar geriye gitmek gerekiyor; bu isim Goyo Manzano’ydu. Bugün söz konusu isimlerden yalnızca Arbeloa takım çalıştırmıyor. Xabi Alonso ile Premier Lig’de görev yapan diğer İspanyol teknik adamlar kariyerlerini yurt dışında sürdürürken, Xavi Hernández de Hollanda Milli Takımı’nın başına geçti.

İspanyol teknik direktörlerin uluslararası itibarı ise farklı ülkelerde artmaya devam ediyor. Pep Guardiola futbola verdiği aranın ardından bu yükselişin en güçlü temsilcilerinden biri olmayı sürdürüyor. Andoni Iraola Liverpool’da, Cesc Fàbregas Como’da, José Luis Mendilibar Atina’da, Míchel Amsterdam’da ve Carcedo Moskova’da görev yapıyor. Santi Denia ise olimpiyat şampiyonluğunun ardından kariyerini Çekya’da sürdürüyor.

Her teknik adam kendi yöntemini ve oyun anlayışını ortaya koysa da ortak sonuç değişmiyor: İspanyol teknik direktör, uzun yıllara yayılan bir birikimin ardından dünya futbolunda en fazla saygı gören profillerden biri hâline geldi. Ancak bu kabulün, İspanya’daki en büyük kulüplerin teknik direktör tercihleriyle aynı ölçüde örtüşmemesi dikkat çekici bir tezat oluşturuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu