Çocuklarda Şiddet Eğiliminin Artış Nedenleri Neler?
Nöropsikolog Fatma Betül Ercan, çocuklarda şiddete yönelimin nedenlerini ve çözüm yollarını ele aldı.
Nöropsikolog ve Enstitü Sosyal Araştırmacısı Fatma Betül Ercan, Türkiye’de çocukların şiddet eylemlerine yönelme sebeplerini derinlemesine inceledi. Ercan, bu olguların yalnızca bireysel bir perspektiften değil, aynı zamanda toplumsal ve dijital dinamikler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Ercan, çocukların şiddet vakalarına dair analizlerin dar bir çerçevede kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bugün Türkiye’de çocukların şiddet eylemlerini konuşurken, sadece o anı ya da o çocuğu incelemek yanıltıcı olur. O çocuğu bu noktaya getiren süreçleri anlamamız gerekiyor,” dedi.
Pandemi sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerine de değinen Ercan, COVID-19 dönemindeki sosyal izolasyonun sonuçlarını bugün hala hissettiklerini ifade etti. Çocukların aidiyet ihtiyacını ön plana çıkaran Ercan, sosyal medyanın kontrolsüz ortamlarının çocukları yanlış yönlendirdiğini belirtti. “Eğer çocukları sosyal medyanın karanlık köşelerine bırakırsak, o ‘görülme’ ihtiyacını yanlış yerlerde aramaya başlar. Bu noktada sistemin koruyucu gücü devreye girmeli,” şeklinde konuştu.
Ercan, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlara dayanarak, hatalara verilen ilk tepkilerin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ailelerin ve devletin bu hatalara pedagojik bir yaklaşım sergilememesi durumunda çocukların başka bir yol göremeyeceğini ve hatalarının artabileceğini belirtti.
Toplumda yaygın olan yanlış algılara da değinen Ercan, “Eğitimli ailelerin çocuklarının suça karışmayacağı gibi bir düşünce yanılgıdır. Şiddet, belirli bir demografik gruba ait değildir,” dedi. Ercan, şiddetin bir süreç olduğunu ve ebeveynlikten devlet politikalarına kadar geniş bir etki alanı olduğunu ifade etti.
Sosyal medya algoritmalarının çocukları olumsuz etkilediğini belirten Ercan, bu platformların çocuklarla yetişkinleri ayırt etmediğini, bir çocuğun karanlık içeriklere yönelmesi durumunda algoritmaların onu benzer içeriklerle sarmaladığını söyledi. “Bir suç içeriği yayıldığında, bu durum hızla destek bulabiliyor ve çocuk kendisini ‘alkışlanan bir suçlu’ gibi hissedebiliyor. Bu nedenle, bu tür görüntülerin yayılmasına kesinlikle karşı çıkmalıyız,” dedi.
Dijital platformların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Ercan, “Dijital platformlar, ‘ben sadece aracıyım’ diyerek kenara çekilemez. Eğer bir platform, kötü içerikleri daha fazla kişiye ulaştırıyorsa, bu suçun ortağı sayılmalıdır,” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerektiğini belirten Ercan, internet yasalarının dijital gelişmelere ayak uydurması gerektiğini ifade etti.
Şiddetin kültürel boyutuna da dikkat çeken Ercan, Türkiye’deki televizyon dizilerinin çoğunda şiddetin normalleştiğini belirtti. “Dizilerde sıkça silah, uyuşturucu ve şiddet içeren karakterler yer alıyor. Şiddeti sıradanlaştırmamalıyız; bunu bir güç gösterisi değil, bir acziyet olarak anlatmalıyız,” dedi.




