Umman Dışişleri Bakanı: Tehdit İran Değil, İsrail ve Dış Aktörler
Umman Dışişleri Bakanı, İran’ın tehdit olmadığını, asıl tehlikenin İsrail ve dış aktörler olduğunu vurguladı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, Fransız Le Monde gazetesinde kaleme aldığı yazıda, bölgedeki güvenlik mimarisinin geleceği hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ele alarak, 1979’dan bu yana Körfez ülkelerinin güvenliğini sağlama amacıyla uygulanan çevreleme politikasının büyük bir hata olduğunu savundu. Busaidi, bölgedeki tehditlerin İran’dan değil, İsrail’den kaynaklandığını vurguladı.
Busaidi, Umman Sultanlığı ve komşu Körfez ülkelerinin halklarının, asla yaşanmaması gereken bir savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu çatışmanın sadece askıya alınmasını değil, gerçekten sona ermesini umduklarını ifade etti. Savaşın henüz sona ermediğini ve bazı aktörlerin durumu yeniden alevlendirme çabası içinde olduğunu dile getiren Busaidi, geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına alacak kalıcı bir çerçeve oluşturulması gerektiğini söyleyen Busaidi, bu konuda Umman’ın özel bir sorumluluğa sahip olduğunu belirtti. Boğaza kıyısı olan diğer devletlerle, özellikle İran ile işbirliği yaparak uluslararası hukuka uygun bir mekanizma geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu çabaların küresel ekonomi için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Busaidi, 1979’dan bu yana Körfez güvenliğinin çevreleme politikası etrafında şekillendiğini, ancak bu yaklaşımın derin bir yanılgı olduğunu savundu. İran’ın varoluşsal bir tehdit oluşturmadığını belirten Bakan, bölgedeki askeri harcamaların ve ABD üslerinin genişlemesinin gerçek bir fayda sağlamadığını ifade etti. Savaşın, çevreleme politikasının bir efsane olduğunu gözler önüne serdiğini belirtti.
Güvenlik tehditlerinin bölgeden değil, Tel Aviv gibi dış aktörlerden kaynaklandığını vurgulayan Busaidi, bu yeni gerçeklikten nasıl sonuçlar çıkarılması gerektiğini sorguladı. Körfez kıyısındaki sekiz devletin, Umman dahil, hayati çıkarları olduğunu ve hepsinin gelecekteki bir güvenlik mimarisinde yer alması gerektiğini ifade etti. Bu süreçte zorlayıcı tartışmaların ve pragmatik seçimlerin yapılması gerektiğini belirtti.
Busaidi, ABD gibi büyük ortaklarla ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini, ancak bu ilişkilerin sorgulanmasının değil, yeniden dengelenmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, bölgesel güvenlik işbirliğinin kapsayıcı hale gelmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Hint Okyanusu’nun kuzeybatısının stratejik öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Son olarak, bu savaşın bir felaket olduğunu ve Birleşmiş Milletler mandasından yoksun olduğunu belirten Busaidi, çevreleme mitinin sona ermesine yardımcı olursa, daha adil ve etkili bir güvenlik sisteminin ortaya çıkabileceğine dair umut taşıdığını ifade etti.




