Konuşmanın Yüzeyselliği, Şiddetin Ciddiyeti
Konuşmanın yüzeyselliği, şiddetin ciddiyetini gölgede bırakıyor. İnsanların tepkileri derin bir yüzleşme yerine yüzeysel kalıyor.
MURAT KURT / HAKSÖZ HABER
Bir trajedi yaşandığında, en güvenli yerlerden biri olan okulda bir çocuğun silahla içeri girmesi ve hayatları geri dönülemez şekilde etkilemesi, toplumda büyük bir yankı uyandırır. Ardından sosyal medya adeta patlar; herkes kendi görüşünü paylaşır, nedenleri tartışır, çözüm önerileri sunar, failin psikolojik durumu üzerinde durur, aileyi eleştirir ve sistemin eksikliklerini ortaya koyar. Kısa bir süre içinde, bu olay etrafında kolektif bir yorum akışı oluşur. Sanki konuşmak, olayları anlamanın yerini almış gibidir.
Burada dikkat çeken bir diğer husus, konuşmanın kendisinin bir eylem olarak algılanmasıdır. İnsanlar bir şey yazdıklarında, sanki sorumluluklarını yerine getirmiş gibi hissederler. Bir cümle kurmak, acıya ortak olmanın bir yolu olarak görülür. Ancak çoğu zaman bu, vicdanın hızlı bir şekilde rahatlamasıdır ve derin bir yüzleşme yerine yüzeysel bir boşaltım sunar. Bu nedenle, konuşmalar artar ama anlam derinliği asla sağlanamaz.
Yazının Devamı >>>




