Küresel Satrançta Kritik Zirve: Trump ve Şi’nin Oyun Alanı
Trump, Pekin’de Şi ile kritik bir zirveye hazırlanıyor. İran ve Tayvan konuları masada tartışılacak.
İngiliz Guardian gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu hafta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştireceği iki günlük zirve için Pekin’e gideceğini bildirdi. Ancak Trump, bu zirvede oldukça zayıf bir pozisyonda bulunuyor. Gazete, Trump’ın uluslararası düzeni ciddi şekilde sarstığını ve Orta Doğu’daki krizden çıkış yolunun Pekin’in elinde olduğunu vurguladı.
Analizde, Trump’ın Ukrayna, Gazze, NATO ve son olarak İran ile Lübnan’daki politika çöküşlerinin ardından acil bir diplomatik başarıya ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Guardian, Trump’ın dış politikasını sert bir dille eleştirerek durumu şu sözlerle özetledi:
“Kontrolden çıkmış bir yıkım güllesi gibi vahşice ileri geri sallanan Donald Trump, sonuçlarını hiç düşünmeden uluslararası düzeni paramparça ediyor. Tutarlı stratejilerden yoksun bir şekilde, arkasında sadece sefalet, kafa karışıklığı ve enkaz bırakıyor.”
Zirvenin en önemli gündem maddelerinden birinin İran ve Tayvan konuları olması bekleniyor. Trump’ın, olası bir savaş durumunda Çin’in İran’ı silahlandırmamasını ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamasını istediği belirtiliyor. Ancak bu taleplerin karşılığında ağır bedeller ödenebileceği ifade ediliyor. Zirve öncesinde ABD’nin Tayvan’a yönelik desteğini azaltmasının, Şi’nin işbirliği için talep edeceği bedel olabileceği yönünde spekülasyonlar artıyor.
Çin açısından bakıldığında, Trump’ın yarattığı istikrarsızlık Pekin yönetimine küresel sahnede daha fazla alan açıyor. İran krizinin ABD güçlerini Asya’dan uzaklaştırdığına dikkat çeken gazete, bu stratejik kaymayı şu ifadelerle aktardı:
“Trump’ın değişkenliği, Şi’nin Çin’i küresel istikrarın yeni koruyucusu olarak öne çıkarmasına yardımcı oluyor. İran çıkmazı, ABD güçlerini Asya’dan çekerek Tayvan’ı ve bölgesel müttefikleri gelecekteki olası bir Çin saldırısına karşı savunma kapasitesini azaltıyor.”
Savaşın enerji fiyatları ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkisi, halihazırda zor durumda olan Çin ekonomisi için büyük bir dezavantaj oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl İran’ın petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 80’ini satın alan Çin, ABD donanmasının engellemelerine rağmen Hürmüz Boğazı’nda güvenli seyrüsefere büyük önem veriyor. Çin, bir yandan tarafları müzakereye çağırırken, diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapıyor.
Çin lideri Şi Cinping’in Trump ile yüzleşmekten çekinmediği vurgulanan haberde, Şi’nin uluslararası hukuka dair son uyarısı doğrudan alıntılandı:
“Uluslararası hukukun üstünlüğünün otoritesini korumak için, onu işimize geldiğinde kullanıp işimize gelmediğinde bir kenara atamayız. Orman kanunlarına geri dönüşe izin veremeyiz.”
Trump, geçtiğimiz ay Şi’ye bir mektup yazarak Tahran’a silah tedarik etmemesini istemiş ve bu konuda güvence aldığını iddia etmişti. Ancak ABD merkezli muhafazakar düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı, Çin’in halihazırda İran’a balistik füzeler için çift kullanımlı kimyasallar, ABD askeri hareketleri hakkında uydu istihbaratı ve yaptırımları delme konusunda yardım sağladığını öne sürüyor.
Şi’nin en büyük dış politika önceliğinin Orta Doğu değil, Tayvan’ı anakaraya katmak olduğu biliniyor. Pentagon planlamacıları, Çin ordusunun önümüzdeki yıl bir işgal başlatmaya hazır olabileceğine inanıyor. Guardian, Trump’ın Tayvan konusundaki tutarsızlığına dikkat çekerek tehlikenin boyutunu şu sözlerle gözler önüne serdi:
“Bütün kozları elinde tuttuğuyla övünmeyi seven ABD Başkanı, Şi ile masaya oturduğunda elinde ciddi anlamda koz kalmadığını görebilir. Trump, Orta Doğu takıntıları ve önyargılarıyla ABD’nin konumunu umutsuz bir şekilde tehlikeye attı.”
Zirveden çıkacak sonuç, yalnızca ABD-Çin ilişkilerini değil, Japonya, Güney Kore ve Filipinler gibi ABD müttefiklerinin de kaderini belirleyecek. Uzmanlar, Trump’ın Pekin’de sahte bir zafer ilan edip müttefiklerini yarı yolda bırakması halinde, Pasifik’te on yıllardır süren hassas diplomasinin çökeceği ve Çin’in küresel süper güç yarışında direksiyonu tamamen ele geçireceği uyarısında bulunuyor.




