Suça Sürüklenen Çocuklarda Mükerrer Suç Oranı Yüzde 71,9

Suça sürüklenen çocuklarda mükerrer suç oranı yüzde 71,9’a ulaştı. Adalet Bakanlığı’nın verileri, sistemin yetersizliğini ortaya koyuyor.

Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı veriler, suça sürüklenen çocuklar arasında mükerrer suç oranının alarm verici bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleştirilen Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu toplantısında, suça karışan çocukların %71,9’unun daha önce adli sistemle etkileşime girdiğini belirtti. Bu durum, çocukların büyük bir kısmının ilk temaslarının ardından yeniden suça yöneldiğini ve mevcut sistemin suç işlemenin tekrarını engellemede yetersiz olduğunu ortaya koyuyor.

Toplantıda konuşan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Alper Aksoy, çocukların suça sürüklenmesinde ebeveynlerin sorumluluğunun göz önünde bulundurularak daha caydırıcı yaptırımların uygulanması gerektiğini vurguladı. Mevcut düzenlemenin şikayete bağlı olması ve cezaların düşük kalmasının etkisizliğe yol açtığını ifade etti.

TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu tarafından GATA’ya yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre, yargı mensuplarının yalnızca %14,3’ü çocuk adalet sisteminin suç işlemeyi önlemede yeterli olduğunu düşünmekte. Çoğunluk, sistemin bu yönüyle zayıf kaldığı görüşünde birleşiyor. Aksoy, özellikle 15-18 yaş grubuna yönelik ceza politikalarında değişiklik yapılması gerektiğini belirtti. Mükerrer suçlarda tekerrür hükümlerinin uygulanması önerildi ve ağır suçlarda mevcut sistemin caydırıcılığının artırılması gerektiği vurgulandı.

Yaklaşık 765 hâkim ve savcının katıldığı araştırma, çocuk adalet sisteminin gerçekliğini tüm boyutlarıyla ortaya koydu. Araştırmaya katılan yargı mensuplarının büyük bir kısmı bu alanda sınırlı deneyime sahip. %72,5’i üç yılın altında deneyime sahipken, yalnızca %2,8’i 11 yılın üzerinde deneyim sahibi. Ayrıca, bazı hâkimlerin yıllık 600’den fazla dosya ile karşılaştığına dikkat çekildi. Bu durumun, karar süreçlerini ve dosyalara ayrılan zamanı olumsuz etkilediği değerlendiriliyor.

Yargı mensuplarından gelen öneriler arasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve ceza erteleme kararlarının mağdurun rızasına bağlanması yer alıyor. Bu düzenlemenin, mağdur haklarını güçlendireceği ve kamuoyundaki adalet duygusunu destekleyeceği düşünülüyor. Bununla birlikte, çocukların %72’sinin yargılama süreçlerinde ailelerinin yeterince yer almadığı ifade ediliyor. Bu durumun, çocukların suça sürüklenmesini önleme ve yeniden topluma kazandırma süreçlerini zayıflattığı değerlendiriliyor. Hâkim ve savcıların %84,1’i, rehberlik, danışmanlık ve eğitim programlarının mükerrer suçu önlemede yetersiz olduğunu belirtti. Bu bulgu, mevcut rehabilitasyon mekanizmalarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Alternatif uygulamalara ilişkin veriler ise çelişkili bir tablo sunuyor. %70,5’i bu uygulamaların yeterli veya fazla olduğunu düşünürken, aynı sistemin tekrar suçu önlemede etkisiz kaldığı ifade ediliyor. Araştırmada en dikkat çekici bulgulardan biri, aile katılımına ilişkin oldu. Çocukların %72’sinin yargı süreçlerinde aileleri yeterince yer almıyor. Bu durumun, hem suçun oluşumunda hem de tekrarında belirleyici bir risk faktörü olduğu vurgulandı. Yargı mensuplarının yaklaşık %80’i, kurumlar arası iş birliğini yetersiz buluyor. Araştırmada, sistemin nasıl iyileştirileceği sorulduğunda en çok verilen yanıt, %32,7 ile iş yükünün azaltılması oldu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu