Keratokonusun Tehditleri: Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor
Keratokonusa dikkat! Erken teşhis, kornea naklini önleyebilir. Göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Kubaloğlu ile hastalığı konuştuk.
Türkiye’de kornea nakli için başvuran hastaların yaklaşık üçte birinin keratokonus hastası olması, bu durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu, keratokonusun geç teşhis edilmesinin sonuçlarının oldukça ağır olabileceğini belirtiyor. Prof. Dr. Kubaloğlu, “Keratokonusta hastalığı durdurmak, görmeyi artırmak anlamına gelmiyor. Geç teşhis kornea nakline götürüyor” diyerek hastalığın önemine dikkat çekiyor.
Dünyagöz Etiler Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Kubaloğlu, 40 yıllık tecrübesiyle göz nakilleri konusunda uzmanlaşmış bir hekim. Keratokonus hastalığını, çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan görme bozuklukları ile ilişkilendirerek, düzensiz astigmatizmanın gözün ön yüzeyindeki kornea tabakasındaki bozukluklar nedeniyle ışık kırma hatalarına yol açtığını ifade ediyor. Bu durum, hastaların ilk olarak bulanık görme şikayetiyle karşılaşmalarına neden oluyor.
Göz ovuşturma alışkanlığının keratokonus hastalığını tetikleyebileceğini belirten Prof. Dr. Kubaloğlu, kaşıntı nedeniyle gözlerini ovuşturan hastaların kornea dokusunda incelme ve sivrilme yaşadığını vurguluyor. Bu durum, zamanla görme kaybına yol açabiliyor. Ailelere hastalığın belirtilerini tanımaları için uyarılarda bulunan Kubaloğlu, göz ovuşturma, gözlükle net görememe, gözlük numarasında hızlı değişim gibi durumların dikkat edilmesi gereken işaretler olduğunu belirtiyor.
Prof. Dr. Kubaloğlu, keratokonusun tedavisinde düzenli takibin önemini vurgulayarak, kornea tomografisi ve detaylı göz muayenesinin gerekliliğine değiniyor. Geç teşhis edilen keratokonus vakalarının kornea nakline kadar gidebileceğini ifade eden uzman, erken teşhisin bu hastalıkta kritik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor.
Prof. Dr. Kubaloğlu, kendi göz muayenesini gerçekleştirdiği bir hastaya, “Göz rengin ela” diyerek hastanın göz rengini tescillemiş. Keratokonusun ilerleyici özelliği nedeniyle hastalığın aktif olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Kubaloğlu, erken teşhis ile çapraz bağlama (cross-linking) tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini ifade ediyor. Bu tedavi, korneadaki kollajen liflerin güçlendirilmesini hedefliyor ve hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlıyor.
Görmeyi artırmak için çeşitli tedavi seçeneklerinin mevcut olduğunu belirten Prof. Dr. Kubaloğlu, standart gözlüklerin yeterli gelmediği durumlarda keratokonusa özel lenslerin kullanılabileceğini belirtiyor. Gözlük ve kontakt lenslerle yeterli görme sağlanamayan hastalarda kornea içi halka uygulamaları veya lazer tedavileri gibi ileri evre tedavi seçeneklerinin değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Hangi yöntemlerin tercih edileceği ise hastanın kornea kalınlığı, hastalığın derecesi ve görme ihtiyacına göre belirleniyor.
Keratokonus tedavisinde her hastaya özel bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kubaloğlu, hastaların tedavi öncesinde hangi yöntemin neden önerildiğini ve olası sonuçlarını doktorlarıyla ayrıntılı bir şekilde değerlendirmelerinin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, bazı Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerinde çocukların ilkokula başlarken keratokonus taramasından geçtiğini örnek göstererek, Türkiye’de de benzer bir tarama programının başlatılması gerektiğini savunuyor. Erken teşhis ile uygulanan çapraz bağlama tedavisinin başarı oranının yüzde 90-95 olduğunu belirten Kubaloğlu, bu sayede çocukların hayatlarının kurtulabileceğini ifade ediyor.




