Lübnan, İsrail’i BM’ye Şikayet Etti: Yasaklı Madde Kullanımı
Lübnan, İsrail’in köylere yasaklı tarım ilacı püskürttüğünü ve ateşkese rağmen saldırılara devam ettiğini BM’ye şikayet etti.
Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in ülke topraklarına yönelik saldırılarına ve ateşkes ihlallerine ilişkin iki ayrı şikayet mektubu hazırlayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) iletti. Bakanlık, bu saldırıların yasaklı tarım ilaçları kullanılarak gerçekleştirildiğini vurguladı.
Bakanlığın yaptığı yazılı açıklamada, “İsrail ordusunun Şubat 2026’da Lübnan’ın güneyindeki bazı köylere yasaklı glifosat maddesini püskürtmesiyle ilgili şikayet içeren mektup, BMGK ve BM Genel Sekreteri Guterres’e gönderildi” denildi. Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak, herbisitlerin savaş aracı olarak kullanılmasının yasaklandığına dikkat çekildi. Ayrıca, Lübnan’daki Ayta Şaab, Ras Nakura ve Dahayra beldelerinden alınan toprak örneklerinin laboratuvar testleri, glifosatın yüksek konsantrasyonlarda kullanıldığını doğruladı.
Bakanlık, BMGK ve BM Genel Sekreteri Guterres’e, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarına dair bir başka şikayet mektubu daha gönderdi. Bu mektupta, İsrail ordusunun haziran ayı başlarında Nebatiye kentine bağlı Kefr Tebnit-Hardali yolu üzerinde seyreden bir askeri araca düzenlediği hava saldırısında iki subay ve bir askerin yaşamını yitirdiği belirtildi. Bakanlık, BM’den bu saldırıyı kınamasını ve tekrarlanan saldırılara son vermek için gerekli acil önlemleri almasını talep etti.
Açıklamada, 1701 sayılı karar da dahil olmak üzere BM Antlaşması ile ilgili uluslararası kararlara uyulmasının sağlanması gerektiği ifade edildi. Bu gelişmeler, bölgedeki güvenlik ve istikrarı sağlamak, ayrıca İsrail’in uluslararası alanda tanınan sınırlarının gerisine çekilmesini sağlamak amacıyla Washington’da, ABD’nin aracılığıyla Lübnan ile İsrail arasında yürütülen müzakerelerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İsrail’in Lübnan ordusunu hedef alması, bu diplomatik çabaları olumsuz etkiliyor ve Lübnan devletinin otoritesini zayıflatma riski taşıyor.




