Özel Hayat Söylemi ve Yozlaşmanın Tehlikeleri
Özel hayat kavramı, bireysel özgürlük maskesi altında yozlaşmayı nasıl besliyor? Dindarların durumu üzerine değerlendirmeler.
Ramazan Kayan / Milat Gazetesi
Özel Hayat Kavramı Üzerine Düşünceler
Yüce Allah, varlığımızın tek yaratıcısı ve yöneticisidir. O, hayatımızın her alanına müdahale eden bir otoritedir. Bu nedenle, Allah’ın ve Resulünün hayatımıza olan etkilerini göz ardı etmek mümkün değildir. Allah’ın iradesinin dışına çıkmak, meşruiyetini kaybetmiş bir yaşam biçimi demektir.
Hiç kimse, Allah’ın egemenliğini sınırlama cüretinde bulunamaz. O’nun sözünün geçtiği yerde, insanın itiraz hakkı yoktur; itaat esastır. İlahi irade, hayatımızın her yönünü şekillendirmekte ve bu müdahale, vahiy aracılığıyla gerçekleşmektedir. Kur’an, yalnızca bir öğüt değil, aynı zamanda yaşamı yeniden düzenleyen bir kılavuzdur.
Hz. Muhammed (sav), vahyin taşıyıcısı olarak sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir liderdir. O, Kur’an’ın sadece bir düşünce tarzı sunmakla kalmadığını, aynı zamanda bir yaşam tarzı önerdiğini de göstermektedir. Vahiy, hayatın her alanına yönelik öneri ve uyarılar içermektedir.
Ancak günümüzde, bireylerin “benim tercihim, benim özelim, kimse karışamaz” anlayışı yaygınlaşmıştır. Bu düşünce, zamanla bireysel özgürlüklerin bir zırh haline gelmesine yol açmıştır. Artık kimse, başkalarını uyaramamakta, haramları hatırlatamamaktadır. Bu durum, günahların yaygınlaşmasına ve hatta normalleşmesine neden olmaktadır.
Özel hayat kavramı, bireylerin kendilerini koruma aracı olmaktan çıkıp, toplumsal ahlakı tehdit eden bir unsura dönüşmüştür. Kimse, başkalarının yanlışlarını düzeltme veya ikaz etme isteğinde bulunmamaktadır. Liberal düşünceler, toplumsal duyarlılıkları zayıflatmakta ve ahlaki değerleri sorgulanır hale getirmektedir.
Bu bağlamda, çıplaklık, ahlaksızlık ve diğer toplumsal sorunlar hızla yayılmakta; bireyler, bu durumlara karşı kayıtsız kalmaktadır. İblis ve onun işbirlikçileri, bu kirliliği yaymak için fırsat bulmaktadır. Hiç kimsenin mahremiyetini ihlal etme niyetinde değiliz, ancak bir bireyin özel hayatı, toplumun genel ahlakını bozuyorsa, o zaman o özel hayatın anlamı kalmamaktadır.
Bu yozlaşmaya karşı dur demek, bir zorunluluk haline gelmiştir. İfsadın yayılmasına karşı, ıslah çabalarının daraltıldığı bir ortamda, dindarların nerede durduklarını yeniden değerlendirmeleri gerekmektedir. Küresel kötülüklere pasif bir tutumla karşı koymak mümkün değildir. İndi ilahide de kendimizi savunmak için aktif bir duruş sergilemeliyiz.




