Güney Lübnan’da İsrail işgali derinleşiyor: BM
Güney Lübnan’da İsrail işgali derinleşirken BM, yeni üsler ve tahkimat çalışmaları tespit edildiğini açıkladı; bölgede çatışma ve yerinden edilme sürüyor.
Lübnan’ın İsrail sınırına yakın güney kesimlerinde hayatın izleri giderek siliniyor. Akdeniz kıyısı boyunca uzanan yollarda terk edilmiş tarlalar ve hava saldırılarında yıkılmış binalar dikkat çekerken, Nakura çevresinde Lübnan devletinin varlığını gösteren başlıca unsur askeri kontrol noktaları olarak öne çıkıyor.
Kontrol noktalarının ötesinde, yaklaşık bir düzine İsrail bayrağı işgal altındaki bölgenin başladığını gösteriyor. İsrail makamlarının izni olmadan giriş yapılamayan bu alan, Lübnan’daki Şii toplumunun yoğun olarak yaşadığı ve Hizbullah’ın güçlü destek gördüğü bölgede bulunuyor. Güney Lübnan, son yirmi yıl içinde Hizbullah’la yaşanan çatışmalar sırasında İsrail ordusunun üç ayrı işgaline sahne oldu.
Geçen ay, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) insani yardım faaliyetlerine katılan BBC ekibi, İsrail kontrolündeki bölgeye erişim sağlayabildi. Fin birliklerinin öncülük ettiği konvoy, çatışmalar sırasında İsrail saldırılarından ve işgalinden büyük ölçüde etkilenmeyen Hristiyan köylerine sivilleri taşıdı. Ancak bu yerleşimler, çevrelerindeki bölgelerin işgal edilmesi nedeniyle Lübnan’ın diğer kesimleriyle bağlantısını büyük ölçüde kaybetmiş durumda.
Güney Lübnan’da İsrail işgali, bazı noktalarda sınırdan yaklaşık 10 kilometre içeriye kadar uzanıyor ve ülke topraklarının yaklaşık yüzde 5’ini kapsıyor. Sınır hattı boyunca İsrail güçlerinin kullandığı yeni servis yolları, askerî hareketlilik ve konut olarak kullanılan binalar görülüyor. Bazı yapılar, Hizbullah’ın patlayıcı yüklü insansız hava araçlarına karşı ağlarla korunuyor. Bölgede İsrail gözetleme dronlarının sesi duyulurken, uzaktan gelen patlama seslerinin işgal altındaki köylerdeki yıkımlardan kaynaklandığı değerlendiriliyor.
İsrail’den kalıcı askerî varlık mesajı
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, geçen ay işgal altındaki Güney Lübnan’ı ziyaretinin ardından orduya bölgede uzun süreli varlık için gerekli hazırlıkları yapma talimatı verdiğini açıkladı. İsrailli yetkililer, kuzeydeki yerleşimleri Hizbullah’ın roket ve insansız hava aracı saldırılarına karşı korumak amacıyla bir güvenlik bölgesi oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor.
UNIFIL Sözcüsü Kandice Ardiel, İsrail ordusunun işgal altındaki bölgelerde dört yeni üs kurduğunu ve bu tür mevzilerin toplam sayısının dokuza yükseldiğini söyledi. İsrail güçleri, 2024’te Hizbullah’la yaşanan savaşın ardından çatışmayı sona erdiren anlaşmaya rağmen beş noktada kalmıştı.
Ardiel, son aylarda İsrail mevzilerinin tahkim edildiğini, koruyucu altyapı inşa edildiğini ve çeşitli mühendislik çalışmaları yürütüldüğünü aktardı. UNIFIL sözcüsü ayrıca, İsrail sivil personelinin de yıkım ve mühendislik faaliyetlerine katıldığının gözlemlendiğini ifade etti.
İnsan hakları kuruluşları, Güney Lübnan’da sivil altyapının hedef alınarak yok edilmesinin olası savaş suçu teşkil edebileceği görüşünde. Yüz binlerce Lübnanlı yerinden edilmiş durumda ve bu kişilerin evlerine ne zaman dönebileceği belirsizliğini koruyor. İsrail ordusu ise yıkılan yapıların Hizbullah tarafından askerî amaçlarla kullanıldığını ve operasyonların uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu; işgal altındaki bölgelerdeki diğer eylemlerle ilgili sorulara yanıt vermedi.
Ateşkese rağmen saldırı iddiaları
ABD ile İran, haziran ayında çatışmalarını sona erdirmeyi amaçlayan ön anlaşmayı duyurmuş, düzenlemenin Lübnan’daki şiddetin durdurulmasını da kapsadığı belirtilmişti. Lübnanlı bir istihbarat yetkilisi, o tarihten bu yana İsrail’in ateşkesi 5 binden fazla kez ihlal ettiğinin kayda geçirildiğini söyledi. İhlal iddiaları arasında hava ve insansız hava aracı saldırıları, topçu ateşi ile sarı hat olarak anılan işgal bölgesinin dışındaki Lübnan topraklarına düzenlenen baskınlar bulunuyor.
İsrail ordusu, Lübnan’daki bazı operasyonlarını acil tehditlere karşı düzenlendiği gerekçesiyle savunuyor. Ancak söz konusu tehditlerin ne ölçüde yakın ve gerçek olduğu birçok olayda açıklığa kavuşmuş değil. Hizbullah, ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra İsrail’e yönelik saldırı düzenlemediğini, ancak Lübnan topraklarında bulunan İsrail birliklerini hedef aldığını belirtiyor.
Lübnanlı istihbarat yetkilisi, İsrail’in ateşkese karşın bölgedeki askerî varlığını genişlettiğini, bombardımanların sürdüğünü ve evlerin yıkıldığını söyledi. Yetkili, bu uygulamaların yalnızca Hizbullah’ı hedef almakla açıklanamayacağını ve insanların köylerine dönmesini engelleme amacı taşıdığını öne sürdü.
Çekilme ve silahsızlanma anlaşmazlığı
İsrailli yetkililer, ordunun Güney Lübnan’dan çekilmesini Hizbullah’ın silahsızlandırılması şartına bağlıyor. Lübnan hükümeti ise örgütün onayı olmadan bu adımı atamıyor. Gözlemciler, son çatışmalardaki kayıplarına rağmen Hizbullah’ın hâlâ önemli bir askerî kapasiteye sahip olduğunu belirtiyor.
ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen doğrudan görüşmelerde, İsrail’in Lübnan ordusunun konuşlanacağı ve Hizbullah’ın silahsızlanmasının denetleneceği belirli alanlardan çekilmesini öngören bir çerçeve gündeme geldi. Ancak Hizbullah lideri Naim Kasım, geçen hafta bu öneriyi aşağılayıcı bir teslimiyet olarak nitelendirdi ve silahların görüşülmesinin ancak İsrail’in tamamen çekilmesinden sonra mümkün olabileceğini söyledi.
İsrail ise Lübnan ordusunun Hizbullah’a karşı güç kullanmayı reddettiğini ve örgütün silahsızlandırılması için yeterli çabayı göstermediğini savunuyor. Sürecin ilerlememesi nedeniyle, ekim sonunda yapılması planlanan İsrail seçimleri öncesinde önemli bir değişiklik beklenmiyor. Konuya yakın Avrupalı bir diplomat da mevcut koşullar değişmeden pilot bölgeler önerisinin uygulanabilir görünmediğini, İsrail’in bölgede kalıcı biçimde tahkimata yöneldiğini ifade etti.




