Teknomedyatik Dünyada Yalnızlık ve Boşanma Artışı Üzerine
Teknomedyatik dünyada yalnızlık ve boşanma artışının nedenleri üzerine derin bir analiz.
Erol Göka, günümüzün tekno-medyatik ortamında çocukların akıllı cihazlarla büyümesinin, onların sağlıklı sosyal ilişkiler kurma becerilerini nasıl olumsuz etkilediğini vurguluyor. Göka, çift olmanın ve dostluk kurmanın psikolojik yeterlilik gerektirdiğini belirterek, birçok insanın bu yeterlilikten yoksun olduğunu ifade ediyor.
Müzmin Yalnızlık Neden Artıyor?
Erol Göka / Fikirturu
“İnsanın büyük seçimi: Tek mi, çift mi?” başlıklı yazımızda, aile yapısındaki değişiklikler, artan boşanmalar ve yalnız yaşam tercihleri üzerine düşüncelerimizi paylaşmıştık. Çift olmanın aslında düşündüğümüz kadar basit bir seçim olmadığını ortaya koymaya çalışmıştık.
Bize göre, çift olma tercihi, bireylerin psikolojik gelişim süreçleri sırasında edinilen belirli donanımlara sahip olan kişiler tarafından yapılabilir. Eğer bir kişi bu donanımlara sahip değilse, eş olmayı seçse bile bu ilişkiyi sürdürebilmesi oldukça zor olacaktır. Bu noktada, kişilik bozuklukları olan bireylerin yanı sıra, sağlıklı bireylerin de çift olma becerisinden yoksun olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Çift Olma Becerisi Nasıl Gelişir?
Modern psikolojide, bu konuyu ele alan önemli isimlerden biri Heinz Kohut’tur. Kohut, bireylerin benlik gelişimini anlamak için anne-bebek etkileşiminin önemine dikkat çekmiştir. Bu etkileşimler, bireyin ilerleyen yaşamındaki tüm ilişkilerini şekillendiren temel unsurlardır.
Kohut’un teorisine göre, bebeklerin temel psikolojik ihtiyaçları, beğenilme, güven duyma ve birlikte olma gereksinimlerinden oluşur. Bu ihtiyaçlar yeterince karşılanmadığında, bireyin benlik algısı eksik kalır ve ruhsal sorunlara yol açabilir.
Kohut, “ikizlik aktarımı” kavramını geliştirerek, bireylerin başkalarıyla olan ilişkilerinde benzerlik kurma ve paylaşma yeteneklerinin nasıl şekillendiğini açıklamaya çalışmıştır. Bu süreç, bireyin kendisini diğer bireylerle özdeşleştirmesi ve duygusal deneyimlerini paylaşabilmesi için gereklidir.
İkizleme ve İlişkiler
Kohut, ikizleme sürecinin bireyin benlik gelişiminde önemli bir rol oynadığını savunur. Bu süreç, bireyin kendisiyle benzer özellikler taşıyan diğer bireylerle ilişki kurmasını sağlar. Bu sayede, bireyler birbirleriyle duygusal bağ kurabilir ve birlikte olmanın anlamını kavrayabilirler.
Kohut ayrıca, “sessiz mevcudiyet” kavramıyla birlikte olmanın önemini vurgular. Bireylerin, sevdikleriyle yan yana olmanın verdiği duygusal güven, sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur.
İkizlik aktarımı, bireylerin kendilerini diğerleriyle ilişkilendirmesi ve duygusal deneyimlerini paylaşabilmesi açısından kritik bir süreçtir. Bu süreç, bireylerin sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için gerekli olan psikolojik donanımı sağlar.
Çift Olmaya Hazır Olmak
Çift olma tercihi, genellikle ergenlik döneminde karşı cinsle olan ilişkilerde şekillenir. Bu dönemde bireyler, çift olmanın sorumluluklarını ve gerekliliklerini yerine getirip getiremeyeceklerini değerlendirirler. Bu süreç, bireyin kimlik gelişimiyle paralel bir şekilde ilerler.
Eğer birey çocukluk döneminde yeterli ikizlik deneyimleri yaşamamışsa, psikolojik olarak çift olma becerisi geliştiremeyebilir. Bu durumda, birey toplumsal roller üstlenebilir ancak psikolojik olarak “tek” kalmaya devam eder.
Yalnızlık ve çift olma durumu, bireyin psikolojik yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Bir kişi, psikolojik olarak “çift” olma özelliklerine sahip olsa da, uygun bir eş bulamaması veya sorunlu bir ilişki yaşaması durumunda yine de yalnız kalabilir.
Bu bağlamda, psikolojik olarak “tek” olan bireyler, toplumsal ve hukuki olarak çift görünseler bile, aslında yalnızlık hissi yaşayabilirler. Bu durum, kişilik bozuklukları ile ilişkilendirilebilir.
Sonuç olarak, günümüzde yaşanan aile ve ilişki sorunlarının artışının temelinde, çocukların tekno-medyatik dünyada yeterli psikolojik donanım kazanmadan büyümeleri yatmaktadır. Bu durum, onların sağlıklı sosyal ilişkiler kurma yeteneklerini olumsuz yönde etkilemektedir.




