CHP’de ‘Mutlak Butlan’ Kararı Sonrası Gelişmeler
CHP’de ‘mutlak butlan’ kararı sonrası Özgür Özel ve diğer liderlerden gelen açıklamalar dikkat çekti.
CHP, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin aldığı ‘mutlak butlan’ kararı sonrasında Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısını gerçekleştirdi. Yaklaşık beş saat süren toplantının ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bu kararın ardından alternatif bir parti oluşturma düşüncelerinin olmadığını ifade etti.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimin görevi devralmasına karar verdi. Bu duruma tepki gösteren Özel, “Biz burada ev sahibiyiz, kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler” dedi.
Özel, “İkinci bir parti, bir yedek parti seçeneği Türkiye’deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı böyle bir tedbir düşünmedik” şeklinde konuştu. Ayrıca, Yargıtay’a tedbir kararının kaldırılması için başvurduklarını ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) da kendilerine verilen mazbatanın korunması için başvuracaklarını belirtti.
Yargıtay’dan tedbirle ilgili başvuruların acil olarak değerlendirilmesini beklediklerini vurgulayan Özel, YSK’nın da kendi görev ve yetki alanına sahip çıkması gerektiğini ifade etti. Özel, kararın siyasi bir karar olduğunu savunarak, “Suçumuz 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yapmak, kurulduğu günden bu yana AKP’yi ilk kez yenmek! Bizim suçumuz, emeklinin, asgari ücretlinin umudu olmak” dedi.
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milleti adaysız ve seçeneksiz bırakma niyetinde olduğunu savunarak, CHP’nin tüm darbecilere ve işbirlikçilere karşı dimdik ayakta duracağını belirtti. Ayrıca, alınan kararın ekonomik bedelinin 10 milyar dolar olduğunu iddia etti ve bunun Türkiye’yi olumsuz etkileyeceğini öne sürdü.
Özel, muhalefetin gösterdiği dayanışmanın tarihe geçtiğini ifade ederek, mücadeleyi yükseltmeyi planladıklarını söyledi. “CHP’nin bir direnci, bir eylemlilik planı vardır, bütün paydaşlarla tartışılacak ama herkes şunu bilsin ki kimse bu darbeye teslim olmayacak” dedi.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun kendisini telefonla aradığını ancak henüz geri dönüş yapmadığını da belirtti. Butlan kararı üzerinden bir uzlaşmayı kabul etmeyeceğini vurgulayan Özel, yargı kararını meşrulaştıracak bir temasın söz konusu olamayacağını ifade etti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut da mahkeme kararını tanımadıklarını belirterek, “CHP’nin sahibi saraylar, kapalı kapılar ardındaki kirli hesaplar ya da bürokratik oyunlar değildir. CHP’nin sahibi örgüttür, delegedir, halktır” dedi. Bulut, CHP’nin Genel Başkanı’nın Özgür Özel olduğunu ve bu gerçeğin tartışmaya kapalı olduğunu vurguladı.
CHP Gençlik Kolları da gençleri genel merkeze çağırarak, “19 Mart’ta korku duvarlarını yıkmıştık, şimdi özgürlük ve demokrasi için etten duvar olacağız” ifadelerini kullandı. CHP’nin Ankara’daki Genel Merkezi önünde kalabalıklar toplandı ve İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “Buradayız” mesajı verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Erdoğan zihniyetinin yargı eliyle yürüttüğü siyasi darbelere karşı hep birlikte mücadelede kararlıyız” dedi. İmamoğlu, mutlak butlan kararını Türkiye’ye, demokrasiye ve Cumhuriyet’e bir darbe olarak nitelendirerek, “Mesele ciddidir. Partiler üstüdür. Milletçe Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır” ifadelerini kullandı.
Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise mutlak butlan kararının amacının CHP’yi iç tartışmalara çekmek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hale getirmek olduğunu belirtti. Yavaş, CHP’yi kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alması için çağırdı. Ayrıca, Kılıçdaroğlu’nun “kenetlenme” çağrısına da atıfta bulunarak, “Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir” dedi.
Kılıçdaroğlu, mahkemenin verdiği kararın bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınar altında kenetlenme fırsatı olmasını gerektiğini belirtmişti. Mansur Yavaş, mahkeme kararını Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.




