ABD’nin Terör Söylemi ve İslam Dünyasındaki Etkisi

Ahmet Varol, terör kavramının İslam dünyasında nasıl bir hegemonya aracı olarak kullanıldığını ele alıyor.

Ahmet Varol / Yeni Akit

ABD, küresel bir terör örgütü olarak tanımlanabilir!

Terör terimi, Müslüman toplumlar için yabancı bir kavramdır. İslam coğrafyasının sömürgeci güçler tarafından parçalanmasıyla bu kavramla tanışılmıştır. Günümüzde ise İslam dünyasında şiddet ve terör, genellikle bu toplumların inanç ve değerlerine aykırı uygulamalar, baskılar ve zorbalıklar sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Şiddetin iki yönü bulunmaktadır: Birincisi, mevcut iktidarların egemenliklerini korumak amacıyla uyguladıkları resmi şiddettir. İkincisi ise, iktidarı ele geçirmek isteyenlerin kullandığı şiddettir.


Terör, modern sömürgeci güçlerin geri kalmış ülkelere karşı kullandıkları bir araçtır. Bu nedenle, terör örgütlerinin çoğu, bu güçlerin kuklası haline gelmiştir. Ancak bu örgütlerin tabanını oluşturan bireyler genellikle bunun farkında değildir. Onlar, kendilerine sunulan ve çoğu zaman kutsal olarak nitelendirilen hedeflere hizmet ettiklerine inanırlar. Bazen örgüt liderleri de bu gerçeği geç fark eder ve fark ettiklerinde ise iş işten geçmiş olur.


Müslüman toplumların huzurunu bozmak amacıyla yaratılan terör örgütlerinin arkasındaki modern sömürgeci güçlerin, terör kavramını İslami bilinçlenmeyi karalamak için kullanmaları dikkat çekicidir. Medya, bu güçlerin elinde önemli bir yönlendirme aracı haline gelmiştir ve bu araç, terörden en çok zarar görenleri karalamak için kullanılmaktadır.


Terör kartından en çok yararlanan ülke, modern sömürgeciliğin lideri olan ABD’dir. Kendi çıkarları doğrultusunda terör örgütlerini kullanmakta ve bu örgütlere maddi destek sağlamaktadır. Her yıl yayımladığı terör listeleriyle, kendi çıkarlarına hizmet etmeyen ülkeleri mahkum etmekte ve bağımsızlık mücadelesi veren grupları terörist olarak nitelendirerek, onları bastıran devletlere yardımcı olmaktadır. Örneğin, Filistin’in işgaliyle mücadele eden grupları terör listesine alarak, işgal altındaki rejimin işini kolaylaştırmaktadır.


ABD Başkanı Trump, Venezuela’nın devlet başkanını gece yarısı kaçırarak tehditler savurmuş ve Müslüman Kardeşler’in Ürdün, Lübnan ve Mısır kollarını terör listesine alacağını açıklamıştır. Gerekçe olarak, bu grupların Filistin’deki siyonist işgale karşı verdikleri mücadele gösterilmiştir.


Eğer Filistin halkının haklı mücadelesine destek vermek terör listesine dahil edilmenin nedeni oluyorsa, o zaman dünyada birçok sivil toplum kuruluşunun da bu listeye alınması gerekecektir. Çünkü insani ve vicdani değerlerini koruyanlar, siyonist zulme karşı haklı bir mücadele veren Filistin halkının yanındadır.

Gerçekte, Filistin halkının haklı mücadelesine destek verenler değil, bu halka karşı soykırım savaşı yürüten siyonist işgal güçleri terör listesine alınmalıdır. Bu bağlamda, Trump ve benzeri liderlerin bu listeyi hazırlama yetkisine sahip olmaları oldukça düşündürücüdür.


Sonuç olarak, insanlığın bir devrime ihtiyacı vardır; sadece belirli ülkelerdeki ulusal sistemleri değil, tüm dünyayı etkileyen küresel sistemi de değiştirmek gerekmektedir!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu