Kıyametin Vakti Üzerine Tartışmalar ve İnkâr Psikolojisi
Kıyamet ve azap konularında inkâr edenlerin psikolojisi ve tefsirler üzerine bir değerlendirme.
Kur’an’da geçen “Eğer doğruyu söylüyorsanız, bu va’id (edilen günün sorgu ve azabı) ne zamandır?” ifadesi, inkarcıların kıyamet ve azap konusundaki alaycı tutumlarını yansıtır. Bu soruyla, inkâr edenler, Allah’ın vaad ettiği kıyametin ve azabın ne zaman geleceğini sorgulamakta ve bu durumu alay konusu yapmaktadırlar. Müslümanların cennete gidişi ve kâfirlerin cehenneme düşüşü gibi konular üzerine de aynı şekilde sorular yöneltmektedirler.
Bu bağlamda, Allah’ın müslümanlara olan vaadinin ne zaman gerçekleşeceği merak edilmektedir. Müslümanların yeryüzünde egemen duruma geçmesi ve Allah’ın yardımının ne zaman geleceği soruları, sadece inkâr edenler tarafından değil, aynı zamanda inançsız bir hayat süren bazı müslümanlar tarafından da dile getirilmektedir. Râzî, bu ayetin tefsirinde, inkâr edenlerin bu tutumunu ele alarak, alay etme ve meydan okuma psikolojisini vurgular.
Râzî, inkâr edenlerin bu soruları sormalarının ardında yatan gerçek nedenin bilgi edinme isteği değil, alay etme ve inkârı pekiştirme arzusunun olduğunu belirtir. Onlar, azabın hemen gelmemesini, peygamberin haksızlığına bir delil olarak kullanma çabası içindedirler. Ayrıca, “Eğer doğru söylüyorsanız” ifadesinin ardındaki mantık hatasını da açığa çıkarır. Müşrikler, bir şeyin gerçekleşeceğini bildirmek ile onun ne zaman gerçekleşeceğini bilmenin aynı şey olduğunu düşünmektedirler. Oysa bir peygamberin görevi, azabın ne zaman geleceğini bildirmek değil, onun kesin olarak geleceğini haber vermektir.
Râzî, insan fıtratındaki acelecilik duygusunun, inkâr edenlerde azabı hemen isteme ve gelmeyince alay etme şeklinde tezahür ettiğini ifade eder. Ayetin devamında gelen 39. ve 40. ayetler ise, bu alaycı soruya karşı dehşet verici bir yanıt niteliğindedir; azap, ne zaman geleceği bilinmeden, aniden gelecektir.
Sonuç olarak, Râzî, Allah’ın azabı ertelemesinin, inkârcıların haklılığından değil, O’nun hikmetinden kaynaklandığını ve kullarına tövbe etme fırsatı tanıdığını vurgular. Müşrikler ise bu ilahi rahmeti, kendi cehaletleri nedeniyle alay malzemesi haline getirmişlerdir. Enbiyâ 38. ayet, insanoğlunun hakikat karşısındaki sabırsızlığını ve inkâr hırsı yüzünden azap gibi dehşetli bir konuyu bile hafife alabilecek kadar körleşebileceğini gösteren önemli bir psikolojik tahlil sunmaktadır.




