İsrail-Avusturya aşırı sağı ittifakı resmileşti
İsrail-Avusturya aşırı sağı ittifakı, FPÖ lideri Herbert Kickl’in Likud’la stratejik ortaklık çağrısı ve yeni diplomatik temaslarla gündeme geldi.
Avusturya’daki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ) ile İsrail arasındaki uzun süreli diplomatik mesafe, son dönemdeki karşılıklı temaslarla yerini yakınlaşmaya bıraktı. FPÖ lideri Herbert Kickl’in Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud ile stratejik ortaklık çağrısı yapması, İsrail-Avusturya aşırı sağı ittifakının siyasi düzeyde görünür hale geldiğini gösterdi.
Strazburg’da düzenlenen “İslam ve Antisemitizm” başlıklı toplantıda konuşan Kickl, Avusturya’nın Holokost’taki tarihsel sorumluluğunu kabul ettiklerini söyledi. Yahudi toplumunun güvenliğini koruma sözü veren FPÖ lideri, partisinin İsrail yönetimiyle radikal İslam ve antisemitizmle mücadele başlıklarında ortaklaştığını savundu.
Temaslar Netanyahu görüşmesiyle hız kazandı
Yakınlaşmanın önemli adımlarından biri, 25 Ocak 2026’da İsrail Başbakanı Netanyahu’nun FPÖ’nün Avrupa Parlamentosu heyet başkanı Harald Vilimsky’yi kabul etmesiyle atıldı. İtalyan haber ajansı ANSA’nın aktardığına göre Netanyahu görüşmede, Batı’nın Yahudi-Hristiyan mirasının sol ve İslamcı grupların tehdidi altında olduğunu öne sürdü ve kontrolsüz göç politikalarını eleştirdi.
İsrail hükümeti cephesinde olumlu karşılanan görüşme, Diaspora Bakanı Amichai Chikli tarafından “tarihi bir dönüm noktası” olarak tanımlandı. Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ile Ulaştırma Bakanı Miri Regev de FPÖ’lü siyasetçilerin Uluslararası Holokost Anma İttifakı’nın antisemitizm tanımını kabul etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Ortak söylem göç ve İslam karşıtlığında birleşiyor
Avusturya’nın Der Standard gazetesinde yayımlanan değerlendirmeye göre, geçmişi Nasyonal Sosyalizm mirasıyla tartışılan FPÖ ile İsrail’in aşırı sağ hükümeti arasındaki ortak zemin, İslam karşıtı ve dışlayıcı politikalar etrafında şekilleniyor. Analizde, Avusturya’daki aşırı sağın Müslüman göçmenleri Avrupa’dan uzaklaştırmayı savunduğu, Netanyahu hükümetinin ise Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik politikalarıyla benzer bir dışlama çizgisi izlediği belirtildi.
Toplantıda Batı Şeria için siyonist literatürde kullanılan “Yahudiye ve Samiriye” ifadesinin tercih edilmesi ve radikal Yahudi yerleşimcilerin katılımı da dikkat çekti. Avusturya basınında, FPÖ’nün İsrail’le kurduğu ilişki sayesinde antisemitizm suçlamalarının gölgesinden uzaklaşmaya çalıştığı, siyasi hedefini ise Müslümanlar ve yabancılar üzerine yoğunlaştırdığı yorumları yer aldı.
Viyana’da FPÖ mensuplarının ırkçı eylemlerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleşen bu diplomatik açılım, iki taraf arasında samimi bir uzlaşmadan çok, Netanyahu hükümeti ile Avusturya aşırı sağının ideolojik ve siyasi çıkarlarını buluşturan pragmatik bir iş birliği olarak değerlendiriliyor.



